ADEN 15. BÖLÜM KONSER

15. KONSER

"Hazır mısın anne?" dedim ayakkabılarımı giyerken. Bugün konser günüydü ve erkenden gidecektik Annemle. Her anında Emir'in yanında olacaktık. Annem sonunda yanıma geldiğinde çantamın içine anahtarı atıp baktım ona.

"O Filizciğim bu ne güzellik." dedim. Çok güzeldi. Hafif toplu bedenine bol paça salaş bir kot pantolon üzerine beyaz dökümlü bir gömlek geçirmişti. Uzun saçları dümdüz omzundan beline salınıyordu.

"Olmuş mu? Abartmamışım değil mi? Mahcup etmeyeyim çocuğu." dediğinde tebessüm ettim.

"Taş gibisin taş herkesin ağzının suyu akacak. Bende hava basacağım bu kadın benim annem diye." dediğimde güldü.

" Bas kız bende basacağım valla. Alacağım sizi yanıma bunlar benim çocuğum diyeceğim." dedi.

Evden çıktığımızda bizi Haydar abi karşıladı. Sarıyer'de ki mekana geçtiğimizde ilk olarak kulise geçtik. Emir, menajeri Suna abla ve birkaç kişi daha vardı. Emir bizi gördüğü an kalkıp yanımıza geldi. İkimizde aynı anda sarılıp sırayla başımızın üzerinden öptü.

"Hanımlar hoş geldiniz çok şıksınız. Maşallah Süphanallah tü tü tü." dedi.

"Aden hoş geldiniz canım. Filiz Hanım sizde hoş geldiniz." dedi Suna abla yanımıza gelerek. Bizde onu selamdık. Annemle Suna abla sohbet etmeye başladığında bende Emir ile baş başa kaldım.

"Heyecan ne durumda yiğidim?" dediğimde saçlarını karıştırıp ofladı.

"Sokaklarda, stüdyo da söylemeye benzemiyormuş valla." dediğinde heyecanı gözle görülebiliyordu.

"Şttt sakin, orası hep hayal ettiğin yer. Sahne. Herkes senin kim olduğunu bilerek dinleyecek şarkılarını." dediğimde derin bir nefes aldı.

"Şaka gibi lan. " dedi. Güldüm uzanıp yanaklarını sıkıp sağa sola çekiştirdim.

"Oy benim Emir kuşuma oy ünlü olmuşta konser veriyormuş." dediğimde yanaklarını ellerimden kaçırmaya çalıştı.

"Yapma kızım ya bıraksana acıdı." dediğinde bıraktım yanaklarını.

Akşam konser saati gelene kadar iki kere prova almış şarkı sıralaması yapmışlardı. Benim için yazdığı şarkıyı provada söylememesi dikkatimi çekse de üzerinde durmamıştım. Kapılar açıldığında mekan yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Annemle en öndeydik. Önümüzde yüksek masaya yaslanmış heyecanla bekliyorduk. O sıra telefonum çaldı.

"Güneş geldiniz mi?" dedim sesten dolayı hafif bağırarak.

"Geldik. İçerideyiz neredesin sen?" dediğinde etrafa bakındım. İlk karşılaştığım kişi Aslan oldu. Hemen yanında onun bir kopyası olan Baran. Yanlarında Doğu ve Güneş vardı.

"En öndeyiz. Bak elimi sallıyorum." dediğimde başını kaldırdı ve gördü beni. Yanımıza geldiklerinde önce birbirimize gülümseyerek baktık sonra da içimizden geldiği gibi davranıp sarıldık. Doğu ve annem bize mutlulukla bakarken Aslan ve Baran'ın bakışları durağandı. Gelmelerini beklemiyordum ama gelmeleri de şaşırtmamıştı beni.

"Hoş geldiniz." dedim. Güneş ve Doğu karşılık verdi sadece. O iki kalas sadece baş salladı. Güneş anneme dönüp "merhaba" dedi.

"Merhaba kızım." dedi annem. Ben, annem, Doğu ve Güneş sohbet ediyorduk, Baran telefonu ile uğraşıyor Aslan ise bizi izliyordu. Sodamdan bir yudum alıp masaya geri bıraktığımda telefonum bir kez daha çaldı. Bu sefer arayan Yusuf'tu.

"Canım, geldin mi?" dedim bir yandan da etrafa bakınıyordum.

"Canın kurban olsun sana." dediğinde gülerek iç çektim.

"Geldim yavrum gireceğim şimdi içeri tam olarak neredesiniz?"

"En önde tam sahne önündeyiz." dediğinde kapattık telefonu. Bakışlarım anneme kaydığında imalı bakışlarıyla karşılaştım. Dün ona Yusuf'tan bahsetmiştim. Gayet normal karşılamış sadece yaş farkına biraz takmıştı ama onu da halletmiştim. Tabi ki çirkefliğimle. Canım altı yaşın nesi vardı ?

Yusuf'u gördüğümde iç çektim. Allah'ım ne sevap işledim ben yarabbi? Siyah kot pantolonu, siyah tişörtü ve uzun kolyesi işe bir savcıdan daha çok çapkın serserilere benziyordu. Çok yakışıklıydı... Silkelenip hızla elimi kaldırarak salladım. Beni görünce yüzünde bir tebessüm belirdi. Hızlı ve büyük adımları ile yanımıza geldiğinde başımın üzerine bir öpücük bıraktı. Ben kaçamak bakışlarımla karşımda duran Aslan ve Baran'a baktım ikisi de bu durumdan memnun olmayan bakışlarıyla bize baksalar da ağızlarını açıp tek kelime etmediler. Anneme döndü.

"Anne Yusuf." dediğimde annem Yusuf'u baştan aşağı süzdü. Bakışları an an parlarken yüzündeki sırıtışla bize baktı.

"Memnun oldum efendim." dedi Yusuf oldukça kibar davranarak. Anneme elini uzattı. Annem, Yusuf'un elini tuttuğunda nefesimi seslice üfleyerek geri bıraktım.

"Maşallah maşallah. Kız kedi olalı bir fare tutmuşsun ha best modellere taş çıkarır bu." dediğinde kıpkırmızı kesildim. Anne, insan içindeyiz anne.. Yusuf aldığı iltifatlarla gülümsedi.

"Teşekkür ederim efendim, sizde çok güzelsiniz." dedi Yusuf. Annem tatlı tatlı tebessüm etti.

"Kız bu sana nasıl baktı?" dedi annem birden. Güneş ve Doğu annemin verdiği tepkilere daha fazla dayanamayıp güldüler.

"Anne." dedim oflayarak. Güldü, "iyi iyi yan yana da güzel durdunuz. Kız biraz topuklu giyin yanında çocuğun, maşallah deve mi diyeyim zürafa mı bilemedim boya bak." Artık hepimiz gülüyorduk. Aslan ve Baran bile kendilerini tutamamış kısık sesle gülüyorlardı.

Yusuf'a baktım halinden gayet memnundu. Işıklar birden kapanıp sahne ışıkları yandığında hepimiz susup sahneye yöneldik. Nefesim hızlandı ben bu kadar heyecanlıyken kim bilir Emir'im nasıl heyecanlıydı.

O merdiven altında yaptığı ve Taksim meydanında bağıra çağıra söylediği, söylediğimiz ilk şarkısı Genç Ölemem 'in müziği çalmaya başladığında sahnede belirdi. Herkes alkışlayıp adını haykırırken ben heyecanla gülüp ellerimi çenemin altında toplayıp onu bekledim. Gözleri gözlerimi buldu dolu dolu gözlerimizle baktık birbirimize başımı salladım aşağı yukarı onunla olduğumu bilsin ve o sahnede rahat rahat şarkılarını söyleyebilsin diye bakışlarımla sakinleştirdim onu.

Şarkıya başladığında herkes ona eşlik etmeye başladı. Sus artık söyleme şu şarkıyı bıktım diyen annem bile tıpkı benim gibi Emir'i izliyor ve şarkıya eşlik ediyordu. Suna ablada o sıra yanımıza gelmişti.

İlk şarkısını bitirdikten sonra dinleyicileri selamladı. Onlara teşekkür etti. Bize baktı, sırayla hepimize baktı. Güneş'i gördü, gülüşü büyüdü. Güldüm onun o gülüşüne. O mutlu olsundu... Bu sefer Lucifer adlı şarkısını söylemeye başladığında bende bağıra çağıra söylemeye başladım. Herkesten o kadar kopuktum ki şu anda. Gözüm Yusuf'u bile görmüyordu. Tek odağım Emir'di. Sahneye o kadar çok yakışmıştı ki... Hep orada onu severek dinleyenlere olsun istedim. Bugüne kadar doğum günlerimde dilemediğim o dileklerin hepsini şimdi Emir için kullandım. O o sahnede hep mutlu olsundu... Tabi birde Güneş'i eklemiştim o dileklerin arasına...

Değiştin ve Sonsuza Dek şarkılarını da söyleyip ara verdi konserine. Kulise gitmek yerine sahneden atlayıp yanımıza geldi. İlk bana yöneldi sımsıkı sarıldım ona. Sardı, arasında kendimi en güvende hissettiğim kollarını belime.

"Emir çok güzeldi Emir." dedim onun gıcık olduğu o tonlamamla adını söylerken. Ama bu sefer güldü. Alnıma öpücüğün bırakıp masaya döndü.

"Hoş geldiniz." dedi diğerlerine. Aslan ve Baran baş selamı verdi. Doğu ona iltifatlar yağdırırken Güneş ona hayranlıkla bakıyordu. Ona bakışlarımı yakaladığında kıpkırmızı kesilip bakışlarını kaçırdı.

"Filizciğim, Yusufcuğum nasılsınız?" dedi. Bu çocuk harbi şebekti ya.

"İyidir koçum. Tebrik ederim." dedi Yusuf, abi edasıyla.

"Eyvallah enişte." dediğinde bir kaldım öyle. Doğru Yusuf Emir'in eniştesiydi. Dönüp Yusuf'a baktım bana oldukça güzel bakıyordu. O bana hep güzel bakıyordu.

"Almanyalarda paraları sarı sarı odun yutmuş gibi yürüyen kızlarla yemişsindir diye korkmuştum ama baya çalışmışsın sen." dedi annem. Emir gülüp beni kollarından çıkarıp anneme yöneldi. Onu kolları arasına alıp yanağını sulu sulu öptü.

"Kız ben senin verdiğin paraları öyle çar çur eder miyim hepsini eğitimim için harcadım." dedi.

"Aferin sana." dedi annem kollarını Emir'e sararken.

Ara süresi bitip sahneye geri döndüğünde en sevdiğim şarkılarından Rol'ü söylemeye başladı. Yusuf beni kolları arasına aldığında sırtımı onun gövdesine yaslayıp şarkıyı söylemeye başladım. Güneş'te benimle şarkıyı söylemeye başladığında gülerek izledim onu.

Göz göze geldiğimizde gülüp birbirimize bakarak söylemeye başladık. Nakaratı hatasız söylediğimizde güldük. Bakışlarım diğerlerine kaydı. Doğu şarkılara kendini kaptırmış pür dikkat Emir'i izliyordu. Aslan ve Baran ise gayet rahat görünüyorlardı. Baran'ın sahnedeki bakışları önce Güneş'e sonra bana kaydı. Uzun uzun baktı bana.

Gözlerimi mavi gözlerinden çekmedim. Çeken oydu. Omuz silkip tekrar Güneş'e döndüm bu sefer Emir'i izleyerek şarkıyı söylüyordu. Şarkının bir kısmında adım geçiyordu ve bunu sanırım sadece Yusuf ve Aslan fark etmişti. Aslan bakışlarını bize çevirmiş bakarken Yusuf kulağıma eğilip "Adın mı geçiyor o şarkıda senin?" diye sorduğunda başımı yüzüne çevirip salladım. Kaşlarını kaldırıp dudak büzerek başını salladı. Adıma şarkı yaptığını duyduğunda ne diyecekti acaba?

Benimle Ateş Et şarkısına başladığında çığlık atıp yerimde zıpladım. Emir ilk andaki heyecanını atmış tüm sahneye hakim olarak söylüyordu şarkısını. Sürekli göz kontağı kuruyorduk. Tuttu elimi benle ateşe dediği kısımda gözleri Güneş'e takıldı. Ona bakarak söylemeye başladığında hemen yanımdaki annemden ilk tepkiyi aldım. "Hadi canım. Kız Aden bu serseri Güneş'e bakarak söylüyor ya." dediğinde güldüm. Başımı salladım. Söylesindi mutlu olacaksa kime istiyorsa Söylesindi.

Bizim için özel olan Ben Gibi Bakmaz şarkısını söylemeye başladığında dudaklarımı ısırıp baktım ona. O da bana bakıyordu. Bu şarkının hikayesi bizim için çok ayrıydı. Ben yediğim dayağın acısıyla ağlarken o benim acılarımda olan zihnimi dağıtmak için gel şarkı yazalım demiş beni kucaklayarak merdiven altına taşımış bu şarkıyı birlikte yazmıştık.

Yıldızlar bizim için yağıyordu, düşmekten korkmuyordum çünkü beni tutabilirdi çünkü kanatları vardı... Hiç kimse sana ben gibi bakmaz dediğinde ikimizde bir damla gözyaşını bıraktık. Kimse benim kanayan yaralarımı onun gibi kapatamazdı, hiç kimse o hastalandığında ona benim gibi bakmazdı...

Şarkı bittiğinde diğer şarkıya geçmedi. Su içip bize döndüğünde gülümsedi ve konuşmaya başladı.

"Şimdi benim için çok özel bir şarkıyı söyleyeceğim ama öncesinde size o şarkıdan bahsedeyim." dediğinde gözlerimin içine baktı.

"Bu şarkı benim bu hayatta gördüğüm en merhametli kişiye." dediğinde dudaklarımı ısırdım. Devam etti.

"Bu şarkı benim bu hayatta tanıdığım en güçlü kişiye." dedi gözlerini gözlerimden çekmeden.

"Düştüğümde kaldırmayıp bana kalkmayı öğretene, ağladığımda ağlama değil de ağla da rahatla diyene, cesaretimi kamçılamak için kıçıma hep tekmeyi basan o kıza bu şarkı."

"Benim cennet bahçeme, kardeşime." dediğinde ağlıyordum. Annem dahil diğerleri de bir bana bir Emir'e bakarken Yusuf'un karnımı saran elleri beni yatıştırmak ister gibi hafifçe geziniyordu karnımda.

"Şimdi izninizle ben bu şarkıyı sadece o kızla birlikte söylemek istiyorum. " dedi ve sahnenin ucuna gelip elini bana uzattı. Sahneye mi çıkacaktım. Başımı sağa sola salladım güldü ve başını aşağı yukarı salladı. Uzanıp tuttu bileğimden ve yan taraftaki sahneye çıkan basamaklara yönlendirdi beni.

Şimdi sahnedeydik. Kolunu omzuma atıp saçlarımın üzerini öptü. Bana yazdığı şarkının müziği çalmaya başladığında gözlerimi masaya çevirdim. Herkes pür dikkat bizi izliyordu. Yusuf'a baktım. Şefkatle bakıyordu ikimize de. Başını rahat olmam için salladı. Derin bir nefes aldığımda Emir şarkıya başladı. Ben onun kolları arasında sadece onu izledim. Şarkıyı o kadar güzel söylüyordu ki.

Tek başınayız Aden

Hiç kimsemiz yok Aden

Paramparçayız Aden

Vurdular ölmedim Aden

İlk kısımdan sonra masaya tekrar baktım. Annem gözyaşlarıyla bizi izlerken Güneş ve Doğu birbirlerine sarılmış yüzlerinde bir tebessümle bizi izliyorlardı. Aslan ve Baran'ın bakışları ise farklıydı. Sanırım şarkı sözleri onları etkilemişti. En son Yusuf'a baktım yine. Elleri pantolonun cebinde, başını sağa eğmiş yüzünde hiçbir mimik oynamadan izliyordu bizi ama bakışları, bakışları çok şey anlatıyordu.

Aden bi' var bi' yok

Kaçcam da yok bi' yol

Tanrı "Durma yap" diyor

Kalbim uslanmıyor

Emir söylemeye devam ederken bende ona eşlik ettim ve birlikte söylemeye başladık. Kolunun altından çıkıp elini tuttum birbirimize bakarak söyledik şarkıyı. İlk dinlediğimde ağladığım bu şarkıyı şimdi gülerek söylüyordum ama o duygusallık aynıydı. Şarkı bittiğinde şu ana kadar en coşkulu alkışı duyduğumuzda gülerek baktık birbirimize. Bir daha bir daha bağırışları kulağımıza geldiğinde sımsıkı sarıldım ona. Ben ona sarılı haldeyken "Aden 2 gelsin o zaman." diyerek benim için yazdığı ikinci şarkısını ilk defa burada söylemeye başladı.

Bu caddelerde kimse yok

Dostlarım var hepsi kof

Tanrılar hayıflanıyor

Sen yoksan

Emir yaşadığımız her andan, her acıdan bir kelime seçmiş, o kelimeleri bir araya getirerek acımızı dile dökmüştü. Hayranlıkla baktım ona.

Tek başınayız Aden

Hiç kimsemiz yok Aden

Paramparçayız Aden

Öldüm Aden

Birde Kayboluyoruz birde

İyiyim ben iyi de

Bari daha da gitme

Pek kavga etmez hatta birbirimize hiç küsmezdik. Küssek dayanamaz hemen barışırdık. Doğru söylüyordu bizim kimsemiz yoktu birbirimizden başka. O zamanlar... Ama şimdi öyle ya da böyle etrafımızda insanlar olmaya başlamıştı. Yusuf vardı, Doğu vardı, Güneş vardı en önemlisi annem vardı. O gıcık büyük boy ve orta boy bile yanınızdaydı.

Emir şarkıyı bitirdiğinde büyük bir alkış koptu. Dönüp baktı bana, gözleriyle teşekkür etti sonra sımsıkı sarıldı bana. Bende ona. Aslan, Baran ve Doğu benim biyolojik olarak kardeşlerimdi. Aramız olursa düzelir de birbirimizin hayatlarında olsak bile bana Emir'in hissettirdiği bu kardeşliği, bu bağı bu sevgiyi asla hissettiremezlerdi. Emir en kıymetlimdi hep te öyle olacaktı.

Konser sonunda bitmişti. Mekanda arka planda Emir'in şarkıları dönerken biz gülerek sohbet ediyorduk. Saatlerdir ayakta olmak umurumda değildi valla. Bir yanımda Emir diğer yanımda Yusuf varken harika hissediyordum. Annem Güneş ile sohbet ediyor, Doğu bize konser hakkında yorum yapıyordu. Suna abla ise Aslan ile konuşuyordu. Suna abla Aslan ile mi konuşuyordu?

Yok artık dedim içimden Baran gibi. Yani Suna abla taş gibi hatundu, iyi huylu güzel bir karaktere sahipti. Ah dedim içimden umarım kapılmazdı çünkü bu Aslan'a hiç güvenmiyordum. Baran ise artık gitmek istediğini belli edercesine oflayıp telefonunu ile uğraşıyordu. Sonunda mekandan çıktığımızda Güneş ve Doğu ile vedalaştık. Annemde uzanıp Güneş'i kolları arasına aldı. Güneş yüzünde büyük bir gülüşle sardı annemi. Aslan ve Baran yine baş selamı verip arabalarına yöneldiler. Aslan son kez arkasına dönüp Yusuf'a baktı ve beni ara der gibi bir işaret yaptı. Biz bize kaldık.

"O zaman bize geçiyoruz." dedi Emir. Başımı salladım. Annem mırın kırın etse de Haydar abinin kullandığı arabaya annem ve Emir binmiş, Emir ön kapının camından başını çıkarıp bana Yusuf'a gelirsin artık diyerek gülmüş ve cevabımı beklemeden Haydar abiye bas gaza demişti.

Emir, seni seviyorum Emir...

"Tek başınayız Aden." dedi Yusuf kulağıma fısıldayarak. Şarkıya atıfta mı bulundu o?

"Öyle oldu." dedim gözlerine bakarak. Gülümsedi işaret parmağını alnımın saç hizasından başlayarak çene altıma kadar dolaştırdı. Arabaya geçtik eve giderken sohbet ediyorduk.

" Birbirinize olan düşkünlüğünüz aranızdaki o bağ çok güzel." dedi Emir ile olan arkadaşlığımızdan bahsediyordu.

"Benim için çok kıymetli." dedim.

"Eğer aranızdaki o kardeşlik bağını görmesem başımıza kötü şeyler gelebilirdi." dediğinde güldüm.

"O ne demek şimdi?" dedim. Yoldaki bakışlarını bana çevirdi. Bacağının üzerinde tuttuğu elimin avcunu öptü.

"Kıskanırdım yavrum. Çok kıskanırdım. Ama Emir kayınbirader kontenjanından. " dediğinde güldüm.

"Zararsız diyorsun yani?" dediğimde güldü.

"Boşuna mahpuslara düşmeyecek diyorum." gülüşlerim büyürken elime bir öpücük daha kondurdu.

"Sen hep böyle keyfine birilerini tutuklatıyor musun?" gülerek baktı bana.

"Evet." dediğinde benimle eğlendiğini anladığım için rahattım. Görevini kötüye kullanmazdı o.

Eve geldiğimizde dönüp baktık birbirimize. "Gelecek misin?" dedim gelmesini isteyerek.

"Baş başa kalın güzelim. Anne ve çocukları olarak bu geceyi baş başa kutlayın." dediğinde uzanıp sarıldım ona.

"Ne sevap işledim diyorum bazen. Nasıl bir sevap işledim de sen geldin bana." dediğimde yüzümü avuçladı.

"İkimizde aynı şeyleri düşünüyoruz desene." dediğinde güldüm.

"Şu gülüşünden öpmek vardı." dedi iç çekerek. Gözlerine baktım. Öpsün istiyordum.

"Öp. " dediğimde tebessüm etti.

Baş parmakları çillerimi sevdi. Dudakları önce yanağıma değdi, burnumun ucunu öptü, çillerimi, kirpiklerimi, çenemi öptü. Dudakları dudaklarımın hizasında durdu. Derin bir nefes çekti içine. Gözlerimi kapatıp dudaklarıma dokunmasını beklerken alnımda hissettim dudaklarının varlığını.

"Güzelim benim." dedi ve bir kez daha öptü alnımı.

 İçim gitti ona. Her şeyimle teslim oldum o an kalbimi bu denli gürültülü attıran bu adama. Ruhumu kattım beni çok güzel seven adamın ruhuna. Sevdin onu gözlerimle. Uzanıp o ilk andan beri dikkatimi dağıtan gamzelerinin olduğu yanağına bastırdım dudaklarımı.

"İyi ki sen." dedim sonra.

"Şükürler olsun ki sen." dedi.

Sevdim bir kez daha onu, aşık oldum bir kez daha... Yusuf Toral tüm varlığı ile beni ele geçirirken seve seve boyun eğdim onun sevdasına...

* * *



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MERHABA!

ADEN 1. BÖLÜM KABUL GÖRMEYEN GERÇEKLER

ADEN 94. BÖLÜM SONSUZ SONLAR / FİNAL