ADEN 22. BÖLÜM YEMEK

22. YEMEK 

"Ama bende gelmek istiyorum." dedi Kerem dudak bükerek. Sabah kalktığımızda Doğu cevapsız aramalarını görmüştük. Kerem hem beni özlemiş hem de Güneş'i evde bulamayıp terör estirince Doğu dayanamamış ve aramıştı.

"Fındık kurdum az kaldı, birazcık daha bekleyelim ilk seninle eğleneceğiz." dedim. Kerem kollarını birbirine bağlayıp yüzünü yan çevirdi. Güneş gülüp onu daha da sinirlendirmemek için dudaklarını ısırdı.

"Bebeğim." dedi Güneş ama Kerem konuşmasına izin vermedi.

"Sen hiç konuşma abla." dedi Kerem.

Doğu kendini tutamayıp kıkırdadı. Bende gülmemek için boğazımı temizledim. Eşek çok tatlıydı. Gün geçtikçe iyileşiyordu. Ten rengi canlanmış yanaklarına kan gelmişti. Saçları daha çıkmamıştı ama o da yakındı. Sol gözünde sadece bir iki tane kirpik çıkmıştı. Biraz daha konuşup kapattık.

"Kerem'i lunaparka, sinemaya, denize götürmek için sabırsızlanıyorum." dedi Güneş iç çekerek. Başımı sallayıp yanağını sulu sulu öpüp kalktı koltuktan. Mutfağa geçtiğimde annem menemenin altını kapatmıştı. Kahvaltıyı ada tezgaha kurmuştu.

"Güneş Saki, kahvaltı hazır." dediğimde gülerek geldi yanımıza.

"Saki nedir ya?" dedi gülerek.

"Gökhan Saki. Bilmiyorum deme?" dediğimde gözlerini devirdi.

"Biliyorum elbette. Abimlerle gizli gizli izlerdik maçlarını. Annemin izlememizi istediği tek spor dalı su balesiydi." annemle birlikte kahkaha attık.

"Su balesi mi?" dedim gülüşlerimin arasından. O da gülerken başını salladı.

"En kibar, en zarifi oymuş." dedi. Başımı sağa sola salladım. Kahvaltı faslı bitmiş çay içerken evin kapısı çaldı. Yükse sandalyeden zıplayıp kapıya gittim.

"Halooooo" diyen Emir ile şok oldum.

"Emir." dediğimde "sürpriz." dedi bağırınca koşup sarıldım ona. Beni tutup döndürdü.

"Eşek hani 25' inde gelecektin." dedim saçlarını karıştırırken. Gülüp yanaklarımı sıktı.

"Aden'imi savaşta düşman hattına karşı tek bırakmayayım dedim." dediğinde gülüp tekrar sarıldım. Hala kapının önündeydik.

"Serseri sen mi geldin?" dedi annem. Güneş ile yanımıza gelmişlerdi. Emir beni bırakıp anneme bakarak kollarını açtı.

"Dedim benim süpürgesiz cadım kızlarından sıkılmıştır oğlunu özlemiştir, erkenden döndüm." dediğinde annem kolları arasına girmişti. Onlara kollarımı dolayıp başımı omzuna yasladım Emir'in. Bir elimi Güneş'e uzatıp bu sarılmaya onu da davet ettim. Elimi tutup bir kolunu anneme bir kolunu bana sardı.

" Güneş bak diğer omzumda sana yer var yasla bakayım başını." dedi pis fırsatçı. Güneş çekinerek başını yasladı Emir'in omzuna. Daha da sıkı sarıldık birbirimize. Bu aralar hep sarılıyorduk.

İçeri geçtiğimizde kahvaltı masasını gören Emir her şeyi unutup yemek yemeye başladı. Onun bu hallerine güldük.

" Arkadaş yurdumdan başka bir yerde bir şey yiyemiyorum ben ya. Şunlara bak nimet hepsi nimet." dedi ağzı tıka basa doluyken.

"Aç aç dolaştın yine değil mi?" dedim önüne iki dakikada onun için yaptığım yumurtayı koyarken.

"Meyve yiye yiye tohum saldım valla." dedi.

"Neden yemiyorsun ki?" dedi Güneş önüne simit tabağını koyarken.

"Bilmediğim bir şeyi yiyemem ben Güneş'ciğim." dedi şapşal şapşal sırıtırken.

Onlar birbirleri ile tatlı tatlı konuşurken elimi çeneme yaslayıp izledim bu hallerini. Güneş'inde içinde oynak bir Güneş var mıydı acaba diye düşünürken buldum kendimi. Yok artık Aden. Düşüncelerime gülerken annem yanımıza geldi.

"Kız bir kahve yapta içelim." dediğinde Güneş ile aynı anda birbirimize baktık.

"Ben yaparım konuşun siz." dedim ve tezgaha geçtim. Hepimize orta şekerli yapmıştım. Kahveleri de içip salona geçtiğimizde annem dün geceki olayları anlatıyordu Emir'e.

Emir soluksuz dinliyor, hayran hayran Güneş'e bakıyordu. "Kız tam çekirdeklik olaymış ha." dediğinde güldüm.

"Valla Emir benim tekmelerim Güneş'in tekmelerin yanında öpücük kalır." dedim. Öyleydi valla. Beklenmedik bir güç ile saldırmıştı adamlara resmen.

"İyi iyi güzel." dedi sırıtarak.

"Lan serseri çek o bakışlarını." dedi annem Emir'in karnını çimdiklerken. Emir sızlanıp geri kaçtı annemden. Güneş uyanıp geri yaslanırken onların bu hallerine aşırı keyiflendim. Emir yanmıştı. Hatta Emir büyük sıçmıştı. E ben zamanında demiştim ona.

"Filiz ablam ben zaten senin oğlunum damadın olsam ne olacak?" dediğinde Güneş öksürmeye başladı. Allah'ım çok eğleniyorum.

"Utanmaz arlanmaz seni." dedi annem Emir'e çemkirirken.

"Sus kız sende. Sana da gelecek sıra kuduruk." dediğinde tükürüğüm boğazımda kaldı. Bende öksürmeye başladığımda bu sefer Güneş bana sırıtarak bakıyordu.

"Ben ne yaptım ya?" dedim.

"Sus konuşma kudurmuş seni." dediğinde Emir bana baktı.

"Lan ne bok yedin?" dediğinde ne oluyor arkadaşa bağladım.

"Sorma Emir'im Yusuf beni dokuz çocukla kapının önüne koydu." dedim tersçe. Tam o sıra telefonum çaldı. Yusuf arıyordu. Telefonumu alıp çıktım salondan, odama geçtiğimde hemen cevapladım.

"Güzelim." dedi. Sırıttım.

"Sevgilim." dedim bende.

"Ne yapıyorsunuz?" dediğinde aynada kendimi izleyemeye başladım. Kilo almıştım...

"Sabah Kerem ile konuştuk, daha demin Emir geldi sohbet muhabbet. Sen ne yapıyorsun bir tanem?" dedim yan dönüp bedenimi incelerken. Hem ilaçlar hem de düzenli beslenme sağ olsun lop lop et olmuştu anlaşılan.

"Adliyeye uğradım da sana da geleyim dedim. Kahveni özledim." dediğinde sırıttım. Halbuki daha dün sabah içmişti.

"Gel sevgilim." dedim cilveyle.

"İyi bakalım sen yapmaya başla asansör anca gelir. Şansıma tüm asansörler yukarıda." dedi.

"Sevgilim aramasaydın keşke." dedim gülerek.

"Öyle yapacaktım ama annenleri hatırlayınca arayayım dedim." düşünceli adamım benim.

"Yusuf." dedim.

"Yusuf'un canı." dedi.

"Seni çok seviyorum." dedim. Soluklandı, iç çekti.

"Bende seni seviyorum, oynak Aden'im." dediğinde "Yusuf." dedim sesimi yükselterek. Güldü.

"Bindim şimdi asansöre güzelim hadi yap kahvemi." dediğinde bir şey demeden kapattım. Oynak Aden'miş sensin oynak.

İçeri tekrar geçtiğimde salondakilere Yusuf gelecek deyip mutfağa geçtim. Onun kahvesini cezvede yapmaya başladığımda kapı çaldı. Emir benden önce davranıp açtı kapıyı. Selamlaştılar, Yusuf bana göz kırpıp salona geçti. Bende kahvesini fincana boşaltıp içeri geçtim.

"Hoş geldin." dedim kahvesini önüne bırakırken.

"Çok hoş buldum." dedi sırıtarak. Geçip yanına oturduğumda annemin bakışlarıyla karşılaştım. Gözlerini kısmı bizi süzüyordu.

"Güneş'im nasılsın?" dedi o sıra Yusuf.

"İyiyim abi. Çok iyiyim." dedi Güneş gülümseyen bakışlarla. Herkes tarafından çok sevilmek onun hastalığa yatkın ruhuna etki etmemiş kaçamamıştı.

"Güzelim, tam boylar akşam gelmek istiyorlar iznin olursa." dedi. Artık herkes tam boylar diyordu onlara. Güneş'e kaydı gözlerim. Dün yaşananlardan sonra onları görmek iyi olurdu sanırım.

"Gelsinler." dediğimde Güneş bana bakıp teşekkür etti bakışlarıyla.

"Gelsinler tabi hatta güzel bir yemek hazırlarız." dedi annem. Bakışlarını hala üzerimizden çekmemişti.

"Emir." dedi bir anda.

"Filiz'ciğim." dedi Emir.

"Bu evde takunya var mı?" dediğinde ben kalakalırken Yusuf'un içtiği kahve boğazında kaldı.

"Takunya mı ne alaka?" dedi Emir Saf saf. Ancak annem ona cevap vermedi. Bana bakarak başını sen görürsün dercesine sallayıp ayaklandı.

"Kız ben sana oranı buranı elletme demedim mi?" dedi. Anne sen nasıl anladın anne. Yusuf öksürürken ben hızla ayağa kalktım.

"Anne ne diyorsun Allah aşkına." dedim.

"Sus kız. Ben anlarım demedim sana!" dedi ayağa kalkıp ellerini yumruk yapıp beline yaslarken.

"Anne yok öyle bir şey saçmalama." dediğimde Yusuf ayaklanıp yanıma gelmişti. Elimi tutup anneme hitaben konuştu.

"Filiz abla ne sizi ne Aden'i yanlış bir duruma sokacak bir şey yapmam." dedi. Yusuf ah benim güzel adamım. Annem sana değil bana diyordu zaten.

"Bu kudurmuş seni suya götürür susuz getirir oğlum." dedi bir anda sakinleşirken.

Bakışlarım bir an Emir ve Güneş'e kaydı. Emir nere aldığını anlamadığım bir avuç çekirdeği Güneş'e yemesi için uzatırken film izler gibi bizi izliyordu. Emir, senin ağzına tüküreyim Emir.

Emir, Güneş'le hayaller kurarken tam boylar ağzına sıçsın Emir.

" Anne lütfen. " dediğimde bir süre baktı bize sonra gülüp kalktığı yere oturdu.

"Şaka şaka." dediğinde hayretle baktım ona. Güneş ile Emir kahkahalarla gülerken Yusuf derin bir nefes alıp boğazını temizledi.

"Ama bu tepkinizden ne anlamalıyım acaba?" dedi.

"Anlama bir şey anne." dedim kalktığım yere geri oturup Yusuf'u da yanıma çekiştirirken. Kıyamam gerim gerim gerilmişti.

"Sayın savcım sorguladığınız insanları anlamışsınızdır artık." dedi Emir çekirdeğini çitlerken.

"Senide sorgulamamı ister misin Emir?" dediğinde Emir yutkundu. Başını hızla sağa sola salladı ve "Ben almayayım" dedi.

Biz anne ve kızları olarak akşam için yemek hazırlığına başlarken Yusuf ve Emir içeride pes oynamaya başlamışlardı. Ben bir isteksiz bir şekilde bir şeyler yapsam da annem harıl harıl hazırlıyor Güneş'e de çorbayı nasıl yapması gerektiğini tarif ediyordu.

"Kız sakın kesilmesin ha topak topak olur çorba iyi karıştır." dedi annem bir kabın içinde etleri soslarken.

"Ya Filiz anne kolum ağrıdı ama dakikalardır karıştırıyorum ne zaman olacak?" dedi Güneş sitemle.

"Kız sen burayı o cadaloz ananın malikanesi mi sandın? Almazlar valla gelin diye seni." dediğinde güldüm.

"Almam valla Güneş, Emir'im aç herifin teki ona yemek yapmazsan ne olur bilemiyorum." dediğimde gözlerini kısarak baktı bana.

"Az yesin de uşak tutsun o zaman." dedi Güneş.

"Kız Aden koş git bana terliğimi getir belli bu kıymetlisine hiç terlik yememiş." dediğinde kahkaha attım.

"Bu gidişle yiyecek ama hadi bakalım." dedim ve salata için doğradığım son yeşilliği de salata tabağına koyup kirlileri toparladım.

Bugüne kadar hiç kullanmadığımız büyük yemek masasını hazırlamış, tam boyları bekliyorduk. Emir Yusuf'u yenmenin egosuyla ona sürekli sataşıp laf çarpıyordu. Kapı çaldığında Güneş önden koşarak gidip kapıyı açtı. Tam boylar ve Kerem gelmişti. Kerem gelmişti... Bende koşar adım gidip Kerem'i kucağıma alıp yanaklarına öpücükler kondurdum. O da benim yüzümü öpüyordu.

"Fındık kurdum hoş geldin." neşeyle. Özlemiştim küçük adamı.

"Hoş buldum." dedi kollarını boynuma sarıp başını omzuma yaslarken. Güneş abilerini içeri aldı. Bizde geçtiğimizde herke birbiri ile selamlaşmıştı. Doğu'nun bakışları bize kayarken şefkatle parladı gözleri. Gülümseyerek baktım ona. Beni gün aşırı arıyor açmasam da mesaj atıyor ve benimle iletişim kurmayı başarıyordu.

"Yavru aslan yakaladı bizi. Sefa abi sorun olmaz artık deyince onu da kaçırdık." dediğinde gülüp bir kez daha öptüm kucağımda bedeni. Bedeni eskisi gibi hafif değildi. Kilo almaya başlamıştı.

"Yemekler hazır haydi geçelim" dedi annem.

Biz masaya geçerken Güneş, Kerem içinde bir servis açmıştı. Annem çorba servisini yapıp en başa geçmiş bizde dörtlü olacak şekilde sağ ve sola yerleşmiştik. Tam boylar, Daltonlar misali dizilmişlerdi. Emir de yanlarındayken bizde Yusuf, ben, Kerem ve Güneş olacak şekilde yerleşmiştik.

"Bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz dün olanları duyunca sizi görmek istedik." dedi Aslan. Bakışlarını kaçırmıyordu artık, o acımasız bakışları da yoktu.

"Rica ederiz oğlum. Elbette kardeşlerinizi göreceksiniz." dedi annem ağırlığını koyarak. Annemin lafının üstüne laf söylemedim.

"Elinize sağlık çok güzel olmuş." dedi Baran anneme dönerek. Güldüm ve Güneş'e bakıp göz kırptım.

"Afiyet olsun oğlum, Güneş kızım yaptı." dediğinde tam boylar aynı anda başını Güneş'e çevirdi. Hatta Kerem bile dönüp baktı ablasına. Bu tavırları hepimizi güldürdü.

"Aden ilk yardım biliyordun değil mi sen?" diyen Doğu oldu.

"Abi aşk olsun." dedi Güneş.

"Valla çok güzel olmuş, ellerine sağlık." dedi Emir çorbayı hızlı hızlı içerken. Doğu bir anda dönüp ensesine geçirdi.

"Sana ne lan kardeşimin yaptığı çorbadan." dediğinde boğazımı temizleyip dikkatleri üzerime çektim. Sağ kaşımı kaldırıp oldukça ciddi bir ifadeyle baktım Doğu'ya.

"Bir daha kardeşime vurursan parmaklarını kırarım." dediğimde şaşkınlıkla bana baktı. Öyle aslanım Emir'e bir ben birde annem vurabilirdi.

"E dün geceden sonra tecrübe sahibi oldum. Artık onu da yapmadım demem. Ayağını denk al yani." dedim. Yusuf kahkahasını zor tuttu.

"Ablam, Aden ablam affet beni." dedi maçolara bağlarken. Bir elini göğsüne sertçe vurup başını eğdi.

"Ha şöyle koçum." dedim bende ağır ablalara bağlarken. Masada neşeli kıkırtılar geziniyordu. Emir onu korumanın verdiği şımarıklıkla gevşemiş herkese sataşıyordu. Yemek Faslı benim için biraz mesafeli ama sıcak bir şekilde sonlanmıştı. Annem masayı erkeklere toplattırmış bizi de Kerem ile içeri yollamıştı. O da başlarında duruyor ve onları yönlendiriyordu.

"Anneni çok sevdim." dedi Kerem.

"Eminim o da seni çok sevmiştir fındık kurdum." dedim. Gülümseyip abilerini izlemeye devam etti. Garibim ilk defa iş yaparken görüyorsa demek ki?

Sonunda çay ve tatlılarımızla salonda hep bir aradaydık. Emir ve Doğu ayrı telden çalıyor, Annem Aslan ve Yusuf'la muhabbet ediyordu. Baran on iki yaşında bir çocuk olsa da kucağa alışıktı. Bu yaşta dışarıdan bir göz bunu farklı algılayabilirdi ancak löseminin ağır yükü duygusal bir bağ oluşturmuştu Kerem ile sevdikleri arasında. Sevdiklerinin kucağında, başı göğsünde durmayı seviyordu. Şimdi de Baran'ın kucağındaydı. Biz Güneş ile onun sosyal medyasında gezinirken o ikisi bir oyun hakkında sohbet ediyordu.

"Babamla annem tatile çıkacaklar." dedi Doğu birden. Güneş dönüp abisine baktı.

"Nasıl biz olmadan mı?" dedi şaşırarak.

"Babam baş başa kalmak istiyorum seninle diyerek baya baya ikna etti annemi." dedi Doğu sonra devam etti.

"Bende diyorum ki bizde mi çıksak tatile hep birlikte sonra memlekete geçeriz." dedi. Hiç oralı olmadım beni aile tatilleri ilgilendirmiyordu.

"Annemler yatla açılacaklar büyük ihtimalle egeye geçerler." dedi Baran. Usul usul Kerem'in sırtını ovalıyordu.

"Assos'a geçelim." dedi Aslan sonra dönüp Yusuf'a baktı.

"Amcamlar yurt dışı diyorlardı gidecekler mi?" dedi.

"Hafta sonu Kanada'ya geçecekler hem sempozyum hem tatil." dedi. Dönüp bana baktı, gülümsedim ona. Biz en fazla büyük adaya giderdik eskiden. Eskiden diyorum çünkü on dört yaşımdan beri Emir ile bulduğumuz her yerde çalışırdık.

"Ya süper olur. Assos'taki evde büyük sığarız hepimiz." dedi Güneş hevesle. Dönüp bana ve anneme baktı.

"Assos'a gittiniz mi hiç? Çok güzeldir orası bayılacaksınız." bayılmak derken gülüm? Bakışlar birden bana döndüğünde onlara bol boş baktım. Tam boylarla tatil mi? Ötenazi hakkı isterim daha iyi!

"Aden?" dedi Doğu.

"Ne Aden gidin işte bana ne." dedim.

"Hep birlikte dedim." dedi Doğu.

"Ya lütfen lütfen. Filiz Anne, Emir hep birlikte gidelim lütfen." dedi Güneş.

Annemle Emir'e baktım. Ben ne dersem ona uyacaklarını gözleriyle söylediler adeta. Tek tek baktım hepsine. Hepsi hevesle evet dememi bekliyordu ancak tatil demek sürekli onlarla bir arada olmak demekti.

" Aden abla lütfen. Hem orada lunaparkta var. Annemlerde yokken gideriz birlikte." dedi Kerem başını Baran'ın göğsünden kaldırıp bana bakarken.

"Lütfen Aden." dedi bir kez daha. Yusuf'a baktım.

"O zaman siz gidin. Biz tam boylar olarak başka bir yere gideriz." dedi Aslan. Kaşlarımı çattım ona.

"Bakma öyle bizi istememen çok normal. E bize dayanacak sabrında yok. Boşuna sana zehir olacak bir tatile gelmek yerine siz gidin kız kıza. Kerem de sizi ister." dediğinde boğazımı temizleyip anneme baktım. Bana kaşlarını çatmış kötü kötü bakıyordu. Yusuf'a döndüm.

" Bende geleceğim güzelim. Bizimde orada yazlığımız. Siz hanımlar bizimkinde bizde diğerinde kalırız. "dedi. Yusuf ile tatil kelimesi daha cazip gelmişti işte. Sus oynak Aden sus.

" Sürekli burnumun dibinde bitmek yok! "dedim sertçe Aslan ve Baran'a bakarken. Başlarını salladılar.

" Emir'e karışmak yok. " dediğimde bir an duraksadılar ancak onu kabul ettiler.

" Tamam o zaman gidebiliriz. "dedim.

" Yaşasın. " Kerem neşeyle bağırdı. Dönüp Yusuf'a baktım tekrar. Bana çapkınca sırıtıyordu.

Kalabalık olacaktık ama Yusuf ile olacaktık. Hem annem ile ilk defa tatile çıkacaktık. Sanırım bu iyi bir şey olacaktı. Annem kalkıp yeniden çay koyarken, Kerem çoktan uyumuştu.

Gecenin yarısına kadar çaylar kahveler içilmiş tatil planı detaylıca yapılmıştı. Yarın Güneş ve annemle alışverişe gidecektik. Tam boylar Kerem'i de alarak gitmişlerdi. Yusuf ayıp olmasın annemden izin almış beni de beraberinde aşağı indirmişti. Şimdi gökdelenin kapalı otoparkta arabasındaydık. Ve bilin bakalım ben tam olarak neredeydim? Elbette Yusuf'un kucağında.

"Yarın bende mi gelsem sizinle?" dedi belimi baştan aşağı okşarken.

"O neden?" dedim çenesini öpüp.

"Yani tatil alışverişi sonuçta. Bikiniler mayolar." dediğinde kahkaha attım.

"Meral etme sevgilim annem bize haşema alır." dediğimde o da güldü.

"Bak bunu duyduğuma sevindim işte." dedi. Parmak uçlarım yüzünü sevdi usulca. Tekrar çenesi öpüp geri çekildim.

"Az kalsın takunya yiyorduk yalnız." dediğimde oflayarak güldü.

"Oynak Aden sağ olsun. Hayır yani bir rahat durmuyor ki. " dediğinde çenesine dişlerimi geçirdim. İnledi. Kalçalarımı kasıklarına sertçe bastırıp dudaklarına doğru konuştum.

"Bu son sevgilim, sen ayaklarıma kapanıp oynak Aden'i istiyorum diyene kadar daha sana dokunmayacağım." dedikten sonra dudaklarına kapandım. Birbirimizi sertçe öptük ve hiç beklemediği anda kendimi geri çekip yan koltuğa geçtim. Kapıyı açıp arabadan inip ona döndüm.

" Oynak Aden güzellik uykusuna yattı kolay kolay uyanmaz. "dedim ve havada öpücük attım ona.

" İyi geceler sevgilim. "dedim ve dönüp yürümeye başladım. Pis pis sırıtırken Yusuf'un bana bakan şaşkın bakışlarına kahkahalar attım. Assos'ta çok ama çok eğlenecektim.

* * *



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MERHABA!

ADEN 1. BÖLÜM KABUL GÖRMEYEN GERÇEKLER

ADEN 94. BÖLÜM SONSUZ SONLAR / FİNAL