ADEN 23. BÖLÜM TATİL
23. TATİL
Tatil için tüm hazırlığımızı yapmıştık. Kerem için ekstra önlemler almış, her ihtimale karşı yanıma büyük bir ilk yardım çantası ve yedek ilaçlar almıştım. Son dört Kemoterapisi kalmıştı. Orada da bir hastane ayarlanmıştı Aslan.
Tam boylar ve Emir bir arada bizde Yusuf'la gidiyorduk. Annem ve Güneş arkada, Kerem'de Güneş'in kucağındaydı, uyuyorlardı. Emir'le birlikte Haydar abiyi de çağırmıştık ancak bizi nazik bir şekilde reddetmişti.
Sabahın çok erken saatinde yola çıkmıştık. İki saattir yoldaydık ve Yusuf ile sadece bakışıyorduk. Otoparktaki olaydan sonra sürekli telefonda görüşsek te Yusuf oldukça temkinli ve ne demesi gerektiğini bilmeyen bir durumdaydı. Onun bu halleri beni çok eğlendiriyordu ama bir yandan da kıyamıyordum.
"Savcım ne kadar yolumuz kaldı acaba?" dedim ona sataşıp.
"Yarım saat kadar güzelim." dedi yandan bakıp. Başımı salladım. Onu öpmek isteyen yanım kudurmuş durumdayken kendimi zor tutuyordum.
"Annemle alışverişte baya kavga ettik." dedim gülerek.
"Neden?" dedi dönüp bakarken.
"Güneş ile bir sürü bikini ve mayo aldık." dediğimde güldü.
"Haşemaya ne oldu?" dedi gülerek.
"Canım o lafın gelişiydi. Çok güzel renkleri giyinmek için sabırsızlanıyorum." dedim. Kaşlarını çatıp yandan yandan baktı.
"Giyin güzelim, tatilde başka ne giyilir ki zaten." dediğinde gülerek başımı salladım.
Sonunda yan yana müstakil evlerin olduğu bir sokakta durduk. Hepimiz arabalardan indiğimizde Emir'e baktım. Hala uyuyordu... Kalacağımız evler aynı bahçede yer alıyordu. Bahçeye geçtik. Her taraf sarmaşık çiçeklerle doluydu. İki gün önce evi temizletmişlerdi.
"Kahvaltı, akşam Yemeği ve aktivitelerde bir aradayız." dedi Yusuf bana kalacağımız evin anahtarını verirken.
"Bugün isterseniz bir gezinti yaparız. Ya da saat daha sabahın dokuzu denize de geçebiliriz." dedi Aslan. Bana fark etmezdi. Annemle Güneş'e baktım hala ayakta uyuyorlardı.
"Öğleden sonra gezelim bence." diyen Emir oldu. Güneş'in kucağındaki Kerem'i almıştı.
" Aynen, Kerem de dinlenmiş olur. " dedim.
Evlere geçtik. Annemler hemen yataklara geçmişlerdi, Kerem'i yanlarına yatırdım ve aşağı indim. Uyanınca bir daha uyuyamayan ben ise tüm evi gezdim. Kahvaltı hazırlamadan önce evi bir kez daha temizledim. Ev temizdi ancak söz konusu Kerem'di.
Saat on ikiye doğru gelirken kahvaltı hazırlamaya başladım. Bahçeye bir bakış attım. Masanın bulunduğu kısımlar güneşin altında kalıyordu. Sırıttım. Evin bahçe kapısından çıkıp yan eve çıktım. Bahçeye açılan kapısı açıktı. İçeri girdiğimde hepsinin koltuklara yayılmış televizyon izlediğini gördüm. Ben uyurlar sanmıştım ama Emir bile ayaktaydı.
"Güzelim." dedi beni ilk fark eden canım sevgilim. Tatlı tatlı sırıttım.
"Öyle yemeklerde birlikteyiz demekle olmuyor hadi kalkın yardım edin." dedim ve gerisin geri çıktım evden. Bizim kaldığımız eve geri döndüğümde yanımda ilk Emir belirdi. Ne yaptığıma baktıktan sonra yardım etmeye başladı. Canım Emir'im yardım etmekten asla gocunmazdı. Diğerleri de geldiler.
" Bahçede yapalım diyorum kahvaltıyı ama masaların gölgeye çekilmesi lazım." dedim.
"Şemsiyeler olacaktı ben onlara bir bakayım." dedi Baran geri giderken. Yusuf yanıma gelmiş saçlarıma bir öpücük bırakmıştı. Dolaptan karpuz, çilek, kayısı ve kavun çıkardı. Kahvaltı da meyve seviyor diye yazdım aklıma.
Aslan ve Doğu öylece bizi izlerken tezgahın altındaki dolabı açıp içerisinden iki bez, bir tane sünger çıkarttım. Musluğun yanındaki sabunu da alıp yanlarına gittim. Elimdekileri onlara uzattım.
"Masaları ve sandalyeleri bir güzel temizleyin." dedim. Bahçede Allah'tan hortumlu bir çeşme vardı.
"Ya kızım biz temizlettik zaten her yeri." dedi Doğu.
"Bir daha temizlemekten bir şey olmaz. Kerem iyileşmeye başlamış olsa da hala çok hassas." dediğimde ofladı.
"Haydi haydi tıpış." dedim ve arkamı döndüm onlara. Çayı en küçük göze alıp altını kıstım. Kızartma yapmayıp patatesleri fırınladım. Emir menemen yaparken Yusuf karpuz ve kavunları dilimliyordu.
Bende diğer kahvaltılıkları tezgaha dizip tabak bardakları ayarladım. Çatal ve bıçakları da çıkarttığım sıra Güneş geldi.
"Günaydın." dedim.
"Günaydın, neden uyandırmadınız bende yardım ederdim." dediğinde güldüm.
"Edersin fıstığım daha her şey hazır değil. Bak bakalım abilerin masaları halletmiş mi?" dediğimde neyi kast ettiğimi anlamasa da çıktı bahçeye.
"Al bakalım." dedi bir anda sol tarafımda Yusuf ısırdığı bir dilim karpuzu bana uzatırken. Uzanıp ısırdım. Tadı tam sevdiğim gibiydi. Lokmamı yuttuktan sonra parmakları arasındaki küçük parçayı da uzanıp dişlerimle aldım parmakları arasından. Parmaklarına değen dudaklarımla derin bir nefes alıp verdi.
"Bahçe hazır." diyerek girdi içeri Güneş. Mutfağın giriş kısmında yer alan büyük dolaptan masa örtüsü alıp geri çıktı. O sıra annemde indi Kerem ile birlikte.
"Fındık kurdum günaydın." ona havadan öpücük atıp. Kıkırdadı ve başını annemin bacağının arkasına sakladı. Güldüm bende o haline.
Sonunda kahvaltı masasına geçmiş, bir güzel yemiştik valla. Masayı ve etrafı hep birlikte toplamış ve gezmek için hazırlanmaya başlamıştık. Annem üzerine yazlık güzel bir elbise, altına da çok hoş bir terlik giymişti. Güneş şort ve askılı sade bir büstiyer giymişti. Bende annem gibi elbise giymiştim. Dizlerimin biraz üzerinde beyaz renkteydi.
"Anne saçlarımı örsene." dedim elimde tarak toka önüne otururken.
"Kız gider ayak ne iş açıyorsun bana." dediğinde omuz silkip uzattım tarağı. İki yandan ördüğü balıksırtı sonunda bitmişti ama bende bitmişim. Annem istemeden acıtıyordu ama güzel olmuştum.
"Gel kız senin de saçlarını öreyim." dedi annem Güneş'e. Güneş hevesle geçip oturdu benim gibi annemin önüne. Onunda canı yansa da hiç ses çıkarmayıp tadını çıkardı annesinden gördüğü ilginin. Makyaj yapmadım, vücut spreyimi sıktım ve onları orada bırakıp aşağı indim, güneş kremi ve yüz maskesiyle geniş kenarlı şapkayı alıp yan eve geçtim. Hepsi hazırdı, Kerem Yusuf'un kucağında oturmuş yüz yüze gülerek bir şeyler konuşuyorlardı. Emir ıslık çaldı beni görünce.
"Aden Hanım , maşallah Aden Hanım." dediğinde güldüm. Yusuf'un yanına geçip oturdum. Kerem'in burnuna bir fiske vurup onu kendi kucağıma çektim.
"Fındık kurdum hazırsan savaş boylarını sürüyorum." dedim. Güldü. Yüzüne, kollarına, boynuna ve bacaklarına bir güzel yedirdim kremi.
Başına şapkayı, yüzüne de maskesini taktım. Kaşlarını çatıp maskeyle kötü kötü baktı. Fazladan aldığım diğer maskeyi de kendi yüzüme taktım. Kaşları düzeldi. Güzel mavi gözleri parlayarak baktı bana.
"Sadece ikimiz takıyoruz çünkü bu çam yarmalarının yanında sadece biz özeliz." dediğimde Yusuf, Emir ve Kerem'in kahkahaları birbirlerine karıştı.
"Ablamda bizden olsun." dedi Kerem.
Başımı salladım, Güneş'te takardı elbette. Sonunda hepimiz hazır bir şekilde çıktık evden. Güneş'te maske takmıştı. Kerem'in bir elini ben bir elini o tutmuş yürüyorduk. İlk önce çarşıya inmiştik, iki hafta kadar burada olacağımız için bir güne her şeyi sığdırmak istemiyorduk.
Çarşıda hemen her dükkana girmiş, çoğu yerde zırt pırt fotoğraf çekinmek için durmuştuk. Fotoğraf çekinmeyi hiç sevmeyen yanımla arkama bakmadan kaçıyordum. Güneş ve Emir sürekli yan yana durup fotoğraf çekiyor, Baran ve Doğu sürekli onlara karışıyorlardı.
"Dondurma alalım." diyen Kerem ile ona döndüm. Biraz ilerimizde duran bir dondurmacıya bakıyordu. Önünde eğildim.
"Fındık kurdu eve geçince ben sana yaparım olur mu? Dışarıdan yemek bizim için sağlıklı değil." dedim. Üzüldü ancak beni zorlamadı da. Çarşıdan sonra güzel sokaklarda gezinmiştik. Annem sevip beğendiği çoğu şeyi Emir'e aldırmıştı. Emir sonunda annemle dükkan dükkan gezmekten sıkılınca kartını ona vermişti.
Şimdi eve dönüş yolundaydık. Kerem yorulunca Aslan onu kucaklamıştı. Eve geçtiğimizde Güneş Kerem ile banyoya geçmiş annemde duş alıp yanıma gelmişti. Ben Kerem için dondurma yapmaya başlarken annem diğer eve geçmişti. Anlaşılan akşam yemeğini onlara yaptıracaktı. Ben kendimi dondurma yapmaya kaptırmışken enseme değen dudaklarla sıçradım yerimde.
"Merhaba sevgilim." Yusuf ellerini sımsıkı sardı karnıma. Sırtımı göğsüne yaslayıp başımı geriye doğru omzuna yasladım.
"Merhaba sevgilim." dedim bende.
"Yan yanaydık ama her an özledim seni." dediğinde güldüm. Burnumu çene kemiğine sürttüm.
"Bende sevgilim ama annem yanında takunya getirdi." dediğimde kısık sesiyle kahkaha attı.
"Uzak dur diyorsun yani." dedi. Başımı salladım, bedenimi bedenine yavaşça sürtüp kolları arasından çıktım.
"Senin uzak durmana gerek yok sevgilim. Oynak Aden hala uyuyor." dedim yüzüne nefesimi çarparken. Dudaklarını ısırıp başını gülerek salladı.
"Ulan oynat anasını satayım parmağında." dedi. Sırıttım.
"Eee yiğidim şikayetçi olan sendin." dedikten sonra dönüp dondurmayı yapmaya devam ettim. Yaptığım harcı dikdörtgen bir kabın içerisine döktüğümde Yusuf'un kolları tekrar bedenimi sardı. Dudakları bu sefer boynumda gezindi. Bedenim tezgaha yaslanırken kasıkları da kalçama yaslandı. Bir yapboz parçası gibi tüm kıvrımlarımız muhteşem bir uyumla birbirine karışmıştı. Bu güne kadar oldukça dikkat ederek bana hissettirmemeye çalıştığı sertliğini ilk defa bana hissettirirken nefesimi tuttum.
"Oynak Aden'i çok özledim ancak burada birbirimize biraz hasret kalacağız." dedi ve tekrar öpmeye başladı boynumu. Bedenimi arkamdaki heybetli bedeni itiyor onu daha fazla hissetmeye çabalıyordum. Bir eli belimi sıkıca tutarken diğeri bedenimde geziniyordu. Dudakları boynumdan açıkta olan sırtıma kaydı.
Ağırca yutkunurken derin bir nefes alıp kalçalarımı kasıklarına doğru ittirdiğimde ikimizde inledik. Eli usul usul göğsüme kaydı.
"Bu gidişle mezun olmanı bekleyemeyeceğim." dediğinde güldüm.
Kolları arasında dönmek istediğimde uzaklaşıp bana yer açtı. Yüz yüze geldiğimizde ellerimi boynuna sardım, belimden tutup tezgaha oturttu ve bacaklarımın arasına yerleşti. Belimin iki yanımdan tutup hızla kendine çekti ve kasıklarımızı birleştirdi. En mahrem yerlerimiz birbirine kumaşlar üzerinden de olsa ilk defa temas ettiği an göz göze geldik. Onun kararan gözleri benim ısınan yanaklarım bu ana şahit oldu.
"Güzel yüzlüm benim." dedi kızaran yanaklarımı severek.
Bacaklarımı kalçalarına sarıp kendimi ona bastırdım. Dudakları arasından bir küfür kaçırırken etrafa dikkat kesildim. Yukarıdan hala Kerem ve Güneş'in banyoda olduğuna dair sesler geliyordu. Bahçede de bir hareketlilik yoktu. Bedenimi hareketlendirip kasıklarına çarpıp geri çekildim. Birkaç defa tekrarladım bunu. Boynu kızarırken kendisini sıkmaktan damarları belirginleşmişti. Üzerindeki eşofmandan daha rahat hissettiğim sertliği kasıklarıma temas ettikçe büyüyordu.
Elleri yanaklarımdan belime düştü ve kendini bana sertçe bastırdı. "Uslu dur yavrum." dediğinde güldüm. Yüzüne baktım. Ellerimi ellerine yaslayıp bedenini bedenimden koparıp tezgahtan indim. Bacaklarım titriyordu.
"Oynak Aden seni hiç özlememiş." dedikten sonra yaptığım dondurmayı alıp buzluğa koydum.
"Sözünü dinleyip uslu duracak sevgilim." dedim. Bakışlarım bedenine düştüğünde hızla kafamı yüzüne kaldırdım. Hissetmek başka görmek başkaydı...
"Yavrum." dedi ancak devam edemedi. Güneş ve Kerem merdivenlerden inerken adımı seslendiler. Yusuf alt kısmına bakıp küfür ederken mutfaktan hızla çıkıp bahçeye geçti. Onun bu hallerine içimden güldüm.
"Aden abla yaptın mı dondurma?" dedi Kerem ve Güneş yanıma geldiklerinde.
"Yaptım bebeğim. İki saate olur. Bende duşa gidiyorum şimdi annem diğer evde." dedikten sonra banyoya geçtim. Daha demin yaşadıklarımızın harı hala yakarken tenimi birbirimizden nasıl uzak duracağımızı bilmiyordum. Oynak Aden sonunda adamı da kudurtmuştu.
Banyodan çıkıp üzerime şortlu eşofman takımı geçirip aşağı indim. Annem mutfakta Güneş'le yemek hazırlıyordu. Kerem etrafta görünmüyordu. Büyük ihtimalle diğer eve geçmişti. Annemlerin yanına gidip ne yaptıklarına baktım. Annem soğuk ayran çorbası yaparken Güneş meyve tabağı hazırlıyordu.
"Selam bebekler." diyerek kendimi belli ettim.
"Selam." dedi Güneş bana bir dilim karpuz uzatırken.
"Aden, güzel bir salata yap sende kızım. Çorba oldu." dedi annem.
Salata yapmaya başladığımda annem Emir ve Doğu'yu çağırıp masayı kurmalarını istedi. Kerem yardım etmek isteyince annem ona taşıyabileceği şeyleri veriyordu. Elim hızlı olduğundan salatayı hemen yapıp sosladım ve salata tabağına koydum. Elimde tabakla bahçeye çıktığımda herkes yerine yerleşmişti. Tabağı masanın ortasına yerleştirip oturdum.
"Afiyet olsun." dedikten sonra her zamanki gibi sohbet ederek yendi yemekler. Kerem ve tam boylar çorbayı çok sevince bir tencere çorba on dakika da bitmişti. Yemek olayımız bittiğinde annem masayı Baran'a, mutfağı ise Aslan'a toplatırmış ve başlarında beklemişti. Ben o sıra çay koyup yanına kek yapmıştım. Şimdi bahçede otururken biz çayla kek yerken Kerem yaptığım dondurmayı yiyordu. Gece böyle sona erdiğinde evlere çekilmiştik. Kollarım arasında Kerem'le huzurlu bir uykuya dalarken kollarını belime sıkıca saran küçük bedene daha sıkı sarılmıştım.
* * *
Yorumlar