ADEN 24. BÖLÜM KIYAMETE YAKIN

 
24. KIYAMETE YAKIN 

"Aden haydi." diyerek bağırdı Güneş alt kattan. Bugün denize gitmek için hazırlanmıştık ancak ben bir türlü hangi mayomu giyeceğime karar vermemiştim. Çantam hazırdı ancak ben hazır değildim. Güneş'e bir tane alalım demiştim ancak o benim yerime bir sürü mayo bikini beğenmiş ve aldırmıştı. Oflayarak yatağa oturduğum sıra kapı çaldı.

"Gir." dedim. Kapı açıldığında Yusuf'u gördüm. Üzerinde beyaz tişörtü altında ise şortu vardı.

"Güzelim bir şey mi oldu?" dedi odaya girip önümde diz çökerken.

"İnanamayacaksın ama ben ne giyeceğime karar veremedim." dediğimde güldü. Uzanıp alnıma dudaklarını bastırdı.

"Birde ben bakayım." dedi ve ayaklanıp yatağa fırlatıp attıklarıma baktı.

"Bikinileri hemen eliyorum." dediğinde başımı sağa sola sallayıp güldüm. Bedenimi yatağa bırakırken o tek tek mayoları incelemeye başladı. İnce askılarından tutup bedenime tutup yorum yapıyordu. Onun bu tatlı hallerine gülerken aynı zamanda konuşuyorduk. Beklemekten sıkıldıkları için diğerlerini önden göndermişti.

"İyi yapmışsın sevgilim annemleri önden yollayarak." dediğimde güldü.

"Koylar kalabalık oluyor erkenden gitmekte fayda var." dedi. Üzerime bebe mavisi bir mayo tutarken başını olur anlamında sallayıp mayoyu bana uzattı.

"Al bakalım." dedi. Yattığım yerden kalkıp aldım mayoyu.

"İn sen sevgilim giyinip hemen geliyorum." dedim. Adımlar atıp aramızdaki mesafeyi kapatıp belimden tutup bedenimi kendine çekti.

"Yanında durmak vardı ama yüreğim dayanmaz güzelliğine." dedi. Arkadaşlar ben elendim arkadaşlar.

"Oynak Aden kal derdi ama o sana küsmüş." dediğimde kahkahasıyla odayı inletti.

"Hem sana hem ona ayrı ayrı kurban olurum." dedi, yanağa peş peşe öpücük bırakıp indi aşağı. Üzerimi hızla değiştirdim mayonun üzerine büyük beden salaş gömleğimi geçirip önünden birkaç düğme ilikledim. Sonunda aşağı indiğimde Yusuf, Güneş, Emir ve Kerem'i buldum.

" Geldim gidebiliriz. "dedim

" Sonunda be kızım valla sen benden de beter çıktın. " dedi Güneş, gözlerimi devirdim. Emir bana öpücük atıp Kerem'i tutup havaya kaldırarak döndürdü ve evden çıktı. Güneş'te onların peşinden çıktı.

" Çok güzel olmuş benim güzelim. " dedi ve elindeki beyaz hasır şapkayı başıma geçirdi evden çıktığımızda kapıyı kilitleyip arabaya geçtik.

Araba yolcuğu oldukça eğlenceli geçmiş, şarkılar kahkahalar havada uçuşmuştu. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra gelmiştik. Plaj kısmına geçtiğimizde uzaktan gördüm Annemi.

Annem Doğu ile sohbet ederken Aslan çoktan denize girmişti. Baran ise telefon görüşmesi yapıyordu. Ancak hareketleri tuhaftı. Eli ile alnını ovuyor, durup tekrar yürüyordu.

"Geldiniz sonunda!" dedi annem yanlarına vardığımızda. Aha! Hoş geldin cadı Filiz. Emir ile anında göz göze geldik. İlaçlarını da kullanıyordu halbuki.

"Anne." dedim, sakince. İki aydır alıştığım annemin o sıcak bakışlarının yerinde yeller esiyordu.

"Ne var?" dedi tersleyerek. Yanına gidip şezlongun ucuna oturdum.

"Anne ilaçlarını aldın mı?" dedim kısık sesimle Emir dikkatleri üzerimizden çekmişti.

"Kullansam ne kullanmasam ne?" dedi burun kıvırarak.

"Anne bir şey mi oldu?" dedim gözüm tam boylara kayarken.

"Bir şey mi dediler sana?" dedim. Annemin rahatsızlığını biliyorlardı.

"Kız onlar bana ne diyebilir gebertirim hepsini." dedi aksileşerek.

Ofladım, dönüp Emir'e baktım. Ancak bakışlarım onunla değil Yusuf ile çakıştı. Tüm ilgisi bizdeydi. Bakışlarımı kaçırıp tekrar anneme döndüm. O sıra telefonu çaldı. Hızlı davranıp aldı telefonu ve aramayı reddetti. Kaşlarım anında çatıldı.

"Anne kim aradı?" dediğimde ölümcül bakışlarını attı bana. Telefon tekrar çaldığında uzanıp elindeki telefonu hızla çektim parmakları arasından. Numara yazıyordu.

"Aden ver şunu!" diye bağırdığında tüm bakışlar bize döndü. Yanından hızla ayaklandım, geri gidip telefonu açtım.

"Alo." dediğimde uzun zamandır duymadığım midemi bulandırdı.

"Ooo Aden'ciğim. Ben anneni aramışım ama sende olursun bana." dediğinde anneme baktım. Emir onu kolları arasına almış zapt etmeye çalışıyordu. Diğerleri durmuş ne olduğunu anlamaya çalışırken Yusuf yanıma ulaştı.

"Annemi bir daha sakın arama." dedim buz gibi sesimle.

"Karım o benim istediğim zaman ararım." dedi.

"Bir daha sakın anladın mı sakın arama annemi." dedim ve telefonu kapattım.

"Yavrum." dedi Yusuf hemen yanımda endişeyle. Ancak bakışlarım annemdeydi. Ben telefonu kapatınca dakikalar öncesindeki öfkeli, agresif ve asabi kadının yerini korkak bir kadın almıştı. Yanına adımladım. Başını Emir'in göğsüne gömmüş ağlıyordu. Yanına vardığımda elini tutup öptüm.

"Annem." dedim. Annemin dengesiyle oynamayı başarabilen onu en uca getirebilen oydu. Ondan gerçekten nefret ediyordum. Tüm benliğim ile nefret ediyordum ondan.

"Aramayacak bir daha. İzin vermem." dediğimde ağlayışı şiddetlendi.

"Aden." dedi Güneş titreyen sesiyle. Elimi kaldırdım. Şu an sadece annem ile ilgilenmeliydim.

"Görmesinler beni Aden." dedi annem. Emir onu daha da yasladı göğsüne. Dönüp Yusuf'a baktım. Hemen yanımdaydı.

"Arabanın anahtarını verir misin?" dediğimde başını sallayıp anahtarı uzattı.

"Güzelim hastaneye gidebiliriz." dediğinde "gerek yok" dedim.

"Dönelim isterseniz daha sonra geliriz." dedi Baran. Aslan da devamında onu onayladı.

"Siz eğlenmenize bakın." dedim.

Arabaya geçtiğimizde, arka koltuklarda üçümüz yan yana oturduk. Annem ortamızdaydı.

"Anne ne dedi o pislikte bu hale geldin?" dediğimde ağlayarak burnunu çekti.

"Anne?" dedim tekrar.

"Her zaman ki baban işte abuk sabuk konuştu." dedi.

"Numaranı değiştirelim bir daha ulaşamaz sana." dedi Emir. Başımı salladım.

"Hem artık tamamen ondan kurtulmanın vakti geldi." dediğimde bana döndü annem.

"Bırakmaz ki asla boşanamaz." dedi.

"Bırakacak." dedi Emir sertçe.

"Bırakır, bırakacak anne kurtulacağız ondan. Geç bile kaldık hatta çok geç kaldık ama yapacağız. Kurtulacağız ondan. Ben seni toparladıkça o seni dağıtıyor. Ben annemi böyle görmek istemiyorum." dedim. Bana bakarak döktü gözyaşlarını.

"Ben sana anne olamadım kızım. Sen nasıl bana böyle evlat olabiliyorsun?" dediğinde bende ağlamaya başladım.

"Ağlama. Sen ağlamazsın kimsenin yanında ağlama." dediğinde sımsıkı sarıldım anneme.

"Özür dilerim annem." dediğinde daha da çok ağladım. Emir de kollarını bize sardı.

"Filiz cadısı ve çocukları her şeyi başarır, bunu da başarıp o malak heriften kurtulacağız." dedi. Başımı kaldırıp Emir'e baktım ban göz kırptı. Gülümseyip annemin ıslak yanağını öptüm. Emirde diğer yanağını öptüğünde bu sefer bir şey demedi annem.

"Şimdi kendimize gelme vakti tatile geldik. Hem ilk defa bunu kimse bozmamalı. "dedi Emir.

" Aynen öyle. Gideceğiz bir güzel güneşlenip denize gireceğiz. "dedim bende.

" Herkesi huzursuz ettim. " dedi annem.

" Olsunlar. Birazda onlar huzursuz olsunlar. "dedim.

" Haydi o zaman. "dedi Emir ve arabadan indi. Annemin elini sımsıkı tuttum." Bu sefer başaralım anne. Bu sefer en başa dönmeyelim. "dediğinde uzandı ve yanağımla alnımı öptü.

Arabadan çıkıp tekrar plaja geçtiğimizde bizi ilk fark eden Güneş oldu. Hızlı adımlarla koşup bizi yolu yarılamadan yakaladı. Önce bana sonra anneme baktı. Sonra annemin boynuna sımsıkı sarıldı. Belki de onu şu anda en iyi anlayan Güneşti. İkisi de aynı duyguları, aynı geçişleri aynı korkuyu yaşıyorlardı. Hastalık onları liğme liğme ederken birbirlerinin acılarını anlayabiliyorlardı belki de.

"İyi misiniz?" dedi bana bakarak. Başımı salladım. Diğerlerinin yanına geçtiğimizde annem şezlonglardan birine geçip oturdu. Diğerlerine baktım. Herkesin dikkati bizim üzerimizdeydi.

"Denize girsenize siz." dedim tam boyları tersleyip. Başlarını hızla farklı yönlere çevirdiler.

"Yavrum." dedi Yusuf. Dönüp baktım ona. Kollarını açmış bana bakıyordu. Titreyen çenemi zar zor zapt ettim ve koşar adım gidip sarıldım ona.

"İyisiniz?" dediğinde, "olacağız." dedim. Başımı yüzüne çevirdim.

"Akşam eve döndüğümüzde konuşalım." dedim. Başını salladı.

Geçen saatlerde annem tam anlamı ile düzelmese de daha iyiydi. Emir ona sürekli sataşıp durmuştu. Sonunda Güneş ile bir olup annemi de peşlerinden sürükleyip denize girmişlerdi. Aslan, Kerem ile ilgileniyor Baran ise sürekli telefonla konuşuyordu.

"Haydi güzelim girelim bizde." dedi Yusuf. Başımı sallayıp ayaklandım. Denize doğru yürürken Yusuf birden beni kucakladı ve koşarak denize girdi. Ben çığlıklar atarken ilerledi ve beni denizin içine fırlattı.

"Ya Yusuf." dedim.

"Yusuf'un canı." dedi gülerek. Yanıma ulaşıp kollarını belime sardı. Denizin seviyesi benim göğüslerimin üzerindeyken onun karın hizasındaydı. Allah'ım annemden fırsat bulamadım ama bu nasıl bir bedendir ya rabbim.

Birlikte yüzmüş, birbirimizi sürekli denize batırmak için çabalamıştık. O beni kolaylıkla batırırken bu benim için mümkün değildi.

"Ama ya, haksızlık." dedim dudak büküp. Gülüp kucakladı bedenimi ve ikimizi aynı anda gömdü suya. Açık gözlerimiz birbirimizi suyun altında dahi seviyordu. Bedenlerimiz birbirini sararken dudaklarımız birleşti suyun içinde. Geri çekildiğimizde yüzeye geri çıktık. Derin derin soluklanırken Emir ve Güneş geldiler yanımıza.

"Deve güreşi?" dedi Emir. Gülüp baktım Yusuf'a. Başını salladı. Ben Yusuf'un, Güneş Emir'in omuzlarına yerleştiğinde Tam boylar da yanımıza gelmişlerdi. Kerem Doğu'nun omuzlarındaydı. Annemde hemen onların yanındaydı.

" Ulan karışmayacağız dedikte bu ne? "dedi Aslan, Güneş'e bakarken. Baran da aynı bakışları Yusuf'a atıyordu. Doğu ise onlara sırıtarak bakıyordu.

" Sıkıyorsa karış. "dedim ters ters. Hem Aslan'a hem de Baran'a diktim gözlerimi.

" Hadi başlayalım. "dedim ve ilk hamleyi yaptım. Güneş beklemediği darbeyle sarılırken düşmedi ve bana karşılık verdi. Kerem'in neşeli çığlıkları etrafımızı sardığında bizde gülmeye başlamıştık. Güneş beklediğimden daha güçlü çıkıp beni denize yolarken zafer çığlığını atmıştı.

Denizden çıktığımızda hepimiz o yorgunlukla yığılıp kalmıştık. Susayınca başımı etrafımda gezdirdim. Su şişemi bitik halde görünce ofladım. Şezlongların arka kısmındaki büfe bara bakıp yerimden doğruldum. Çantamdan cüzdanımı alıp ayaklandım.

"Nereye yavrum?" dedi Yusuf.

"Su alıp geleceğim bir şey istiyor musun?"

"Ben giderim güzelim." dediğinde durdurdum onu ben giderim deyip büfeye doğru yürüdüm. Hepimize küçük şişelerde su aldım. Yanlarına gitmek için arkamı döndüğümde karşımda hiç bir adam belirdi. Yüzüne bakıp sağa doğru adım attığımda o da benimle attı. Bu sefer sağa doğru adımladım aynısını yaptı.

"Çekilir misiniz?" dedim sert sesimle.

"İyi böyle." dedi gevşek gevşek konuşurken. Derin bir nefes alıp sinirle göğsümü şişirdiğimde bakışları göğüslerime kaydı.

"Çek lan gözlerini hıyar." dedim bağırarak.

"Neden çekeyim ki birazdan dokunacağım şeye." O gülüp elini bana doğru uzatırken elini bileğinden başka bir el tuttu. Başımı kaldırdığımda Yusuf adamın eline yapışmıştı. Baran adamın sağ omzuna elini sertçe bastırırken Aslan diğer omzuna aynısını uyguladı.

" Sen kimin neresine bakıp dokunuyorsun lan!" Yusuf'un gür sesi ile geri kaçarken bakışları anında beni buldu. Derince soluklandı.

"Doğu siz toparlanın geçin arabalara." dedi Yusuf. Doğu başını salladı ve yanıma gelip kolunu omzuma atarak beni sinesine çekti.

"Aden haydi gidelim abim" dedi Doğu. Ben ise bakışlarımı Yusuf'tan çekmedim.

"Bir şey yapmayacağım güzelim. Sadece insan olmak hakkında nasihatler vereceğim bu arkadaşa." dedi.

"Bizde uygulamalı olarak göstereceğiz o nasihatleri." dedi Baran.

"Abi valla yanlış anladınız." dedi adam. Hepsinin yüzüne bakıp en son çocuğa baktım. Hiç beklemedikleri bir anda tekmemi adamın münasip yerine geçirdim.

"Devamını halledersiniz." dedim ve önden önden yürümeye başladım. Pislik hakketmişti. Annemlerin yanına geçtiğimde toparlanmaya başladık. Emir ne olduğunu sorarken ona üstün körü anlatmıştım. Biz arabalara geçmiş onları beklerken sonunda gelmişlerdi.

Yusuf yerine geçtiğinde baktım ona. Normaldi, gülümseyerek baktı suratıma. Bende gülümsedim. Annem gidelim artık dediğinde Yusuf arabayı çalıştırmıştı. Gece baş başa kalıp konuşmak farz olmuştu.

Eve vardığımızda sırayla duş almış yorgunluktan yemek hazırlayamadığımız için dışarıda yemeğe karar vermiştik. Yürüyerek rezervasyon yaptırdığımız restorana geçtik. Yemekte gün içinde yaşananlar unutulmuş hepimiz Emir'in yeni konseri hakkında konuşuyor, Güneş'in açıklanacak olan tercih sonuçlarını tartışıyorduk.

Ben Aslan ve Baran dışında herkes ile konuşuyor onların bana karşı olan ilgili hallerine göz deviriyordum.

"Kesin İTÜ hissediyorum." dedi annem. Başımı salladım ilk tercihi isi ve puanı taban puanın çok çok üstündeydi.

"Umarım öyle olur." dedi Güneş.

"Olur güzelim." dedi Aslan.

"Yavrum." diye fısıldadı o sıra Yusuf kulağıma. Dönüp baktım hemen yanımda oturan sevdiğim adama.

"Gece kaçırayım mı seni?" dediğinde yüzümde büyüdü gülüşüm.

"Önce oynak Aden'e sormam lazım." dedim. Kısık kahkahası tenimi okşadı.

"Sor bakalım." dediğinde gülerek başımı sallayıp önüme döndüm. Ona nazlanmayı çok seviyordum ve biraz nazlanmaktan zarar gelmezdi. Dönüp konuşacağım esnada masanın başında üç adam belirdi. Siyah kıyafetlerinin içinde kaba bedenleri ile anında dikkatimi çekmişlerdi.

" Sayın savcım." dedi en önde duran. Herkesin başı sese yöneldiğinde Yusuf'un yanımdaki bedeni anında kaskatı kesilmişti.

" Ooo avukatımızda buradaymış. "

Dönüp Baran'a baktım. Yusuf'tan farkı yoktu. İkisi de aynı anda ayaklandıklarında Aslan, Doğu ve Emir de ayaklandı. Emir sen ne alaka Emir.

" Nedim. "dedi Yusuf sert sesiyle. Adam güldü ama o gülüş oldukça tehlikeli bir gülüştü.

"Geri bas Nedim ne yeri ne zamanı." dedi Baran. O da en az Yusuf kadar sertti.

"Doğru, haklısın avukat." dedi, ellerini pantolonun cebine yerleştirip bakışlarını masaya çevirip bize baktı.

"O gözlerin bana baksın Nedim." dedi Yusuf.

"Bakar savcım bir sana bakar." dedi.

"Tebrik ederim davayı kazanmışsınız. E kutlamak hakkınız tabi." dedi konuşmaya devam ederken.

"Sen kimsin lan?" dedi Aslan bir anda.

"Savcımla avukat bilirler beni. Sor onlara." güldü işaret parmağıyla kaşını kaşıdı.

"Nedim, müdahale etmek istemiyorum. Haydi uğurlar ola." dedi Yusuf.

"Olacak, elbet uğurlar olacak ha sana ha bana. İkimizden biri elbet bir gün uğurlanıp gideceğiz. O güne kadar savcım dikkat et. Benim abim içerideyken siz burada böyleyken dikkat et belki önce bu masadan birilerini uğurlarız." dedi adam.

Resmen tehdit etmişti. Korkuyla ayaklandığımda annem elimi tuttu. Adamın bakışları beni bulurken Yusuf adamın yakalarından tuttuğunda arkasında duran diğer iki adam hamle yapsa da birini Baran ile Emir diğerini ise Aslan ile Doğu engellemişti.

"Bana bakacaksın lan o gözlerin ona değmeyecek." dedi Yusuf. Nedim denilen adam keyifle sırıttı.

"Anlaşıldı, ilk kimi uğurlayacağımızı buldum." dediğinde kıyamet kopmuştu.

Tam anlamıyla kıyamet kopmuştu...

    * * * 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MERHABA!

ADEN 1. BÖLÜM KABUL GÖRMEYEN GERÇEKLER

ADEN 94. BÖLÜM SONSUZ SONLAR / FİNAL