ADEN 25. BÖLÜM BAŞ BAŞA
25. BAŞ BAŞA
Restorandaki o kargaşadan sonra hiç istemesem de eve geçmiştik. Yusuf ve tam boylar ise karakola. Yanlarında elbette o mafyatik adamlarda vardı. Eve vardığımızda salona geçmiş ve oradan ayrılmamıştık. Hepimiz korkmuştuk. Hele Kerem... Yavrum başını Güneş'in boynundan bir an olsun çıkartmıyordu. Annemle Güneş'te korkmuşlardı ancak Emir ikisini sakinleştirmeyi başarmıştı.
"Bir şey olmaz değil mi?" dedi Güneş. Salonun ortasında yürümeye son verip baktım ona.
"Olmaz korkma." dedim ancak bende korkuyordum.
Birkaç saat sonra evin kapısı sonunda çaldığında hızla açmaya gittim. Yusuf en önde tam boylar arkasındayken Yusuf'a sımsıkı sarıldım. Beni belimden tutup kenara çektiğinde tam boylar söylene söylene içeri geçmişlerdi.
" Sevgilim, iyi misin?" dedim. Başını salladı. Yüzümün iki yanında salınan saçlarımı okşayarak kavradı yüzümü.
"Oynak Aden'e sordun mu?" dediğinde ilk başta anlamadım ancak sırıtan bakışlarıyla hemen hatırladım yemekteki konuşmalarımızı.
"Şimdi mi? Yani yaşanan...." dedim ancak devam ettirmedi. Dudaklarını dudaklarıma yaslayıp geri çekildi.
"Bir şey yaşanmadı sevgilim. Korkacak bir şey yok. Üzerine bir şeyler al çıkalım olur mu?" dediğinde başımı salladım. İçeriye geçip önce anneme haber verip kaldığım odaya çıktım. Kısa bir elbise gitmiştim bu akşam için. Üzerine siyah kot ceketimi alıp hızla indim aşağı. Spor ayakkabılarımı giyip sonunda çıktım evden.
Yusuf bahçe kapısının dışında arabasının önünde iki tane adamla konuşuyordu. İstemsizce çatılan kaşlarımla yanına vardım. Beni gördüğünde kolunu omzuma sarıp kendine çekti.
"Sayın savcım en azından birimiz size eşlik edelim." dedi karşımızdaki adamlardan biri. En fazla otuz yaşında görünen adamın elinde tuttuğu telsizi fark ettim. Polis miydi?
"Gerek yok, siz evi koruyun yeter." dediğinde polis olduklarını anladım. Polis memurları başlarını sallayıp geri çekildiler. Bizde onların yanından yürüyüp geçtik.
"Korunmamız gerekecek kadar ciddi bir problem sanırım o adamlar." dediğimde cevap vermedi.
"Yusuf." dedim. Ancak bu sefer nazlanarak söylemedim.
"Yusuf'un canı." dedi hiçbir şey yokmuş gibi. Durup baktım yüzüne.
"Sahile inelim konuşuruz." dediğinde başımı salladım. Sahile sarmaş dolaş bir şekilde ilerlerken Yusuf durdu ve sağ elini sol göğsüne yasladı.
"Yusuf." dedim panikle. "Ne oldu? Kalbin mi?" dedim. Geçen gün bahçede otururken birden elini göğsüne yaslamış ve derin nefesler alıp vermişti.
"Bir şey yok güzelim. Ara sıra oluyor." dediğinde rahatlığı karşısında sinirlendim.
"Ne demek bir şey yok ya?" dediğimde elini göğsünden çekti ve yüzümü avuçları arasına aldı.
"Bir şey yok. Ara sıra sızı giriyor. " dediğinde korkuyla attı kalbim.
"Sakin ol düzenli olarak görünüyorum ben doktora. Merak edecek bir durum yok." dediğinde tekrar konuşmak istedim ancak dudaklarını dudaklarıma yaslayıp beni susturdu. Geri çekildiğinde kolunu omzuma atıp sahile doğru yürümeye devam etti. Sabahki kalabalığın aksine daha sakindi ama yine canlıydı ortam. Sahilin sessiz bir köşesine geçtik. Birbirimizi görecek şekilde yan yana karşılıklı oturduk.
"Hadi Yusuf." dedim sabırsızlanarak. O adamlar kimdi, karakolda ne olmuştu korumalar ne işti merak ediyordum.
"Baran ile ilgilendiğimiz bir davayla ilgili güzelim. Adalet yerini bulunca yaraları olanlar inlemeye başladılar o kadar." dedi. Aklına o insanlar gelmiş olacak ki yüzünü buruşturdu.
"Adam açık açık tehdit etti seni sevgilim." dedim. Uzanıp elini yanağıma yasladı.
"Hiçbir şey yapamaz güzelliğim. Merak etme şu an abisinin yanına gitmek için hazırlık yapıyordur." dediğinde ofladım. Diğer elini de yanağıma yerleştirip yüzümü yüzüne yaklaştırdı.
"Merak etme her şey kontrol altında. Sıkma o güzel Canını. Emniyet amiri tanıdığımız olunca her ihtimale karşı koruma verdi." dedikten sonra çillerimin üzerini öpüp geri çekildi.
"Sen anlat bakalım. Akşam konuşacağız demiştin?" dediğinde iç çekerek baktım ona. Sabah olanları hatırlayınca moralim bozuldu.
"Yavrum, düştü yüzün." dedi Yusuf, bakışlarımı gözlerine çevirdim.
"Baba müsveddesi annemi aramış." dedim. Kaşları derince çatıldı.
"Bizim annemle bu hallerimize bakma. Şu sıralar çok iyi. Normalde sürekli atışıp dururuz." bakışlarımı kaçırıp üzerinde oturduğumuz kumu eşelemeye başladım.
"O adam hiç olmadı hayatımızda ara sıra gelir, annemi delirtir geri giderdi. Her gidişinde dönmesin diye dualar ederdim ama o hep döndü. Döndü ve benim düzelttiklerimi her seferinde bozup geri gitti." dedim sesimden avaz avaz bağıran mefretimle.
"Pislik." dedi Yusuf öfkeyle.
"Pisliktir Allah'ın cezası. Bizim mesele ortaya çıkınca annem aradı onu çağırdı." dediğimde başını salladı.
"Şerefsiz aldı ya paranın kokusunu." dedim. Oflayıp soluklandım.
"Dayak yedikten sonra görmedim. Yağız Bey sanırım hapse girmesini sağlamış." dedim. Yusuf'un bakışları anbean değişti.
"Yusuf, sen mi soktun onu içeri? " dediğimde başını salladı.
"O gün, babamı ziyarete gelmiştim. Yağız amcamları orada olduğunu görünce dahil oldum diyelim. Gerekli işlemleri ben yürüttüm. Sadece seni dövmekle kalmayıp amcamları, polisleri, beni bile bir Cumhuriyet savcısını dahi tehdit etti. Hapse girmesi kaçınılmazdı anlayacağın." dedi. Başımı ağır ağır salladım.
"Hakkettiği yerde." dediğimde başını sallayarak onayladı beni.
"Annemi aramış işte, ne dediyse kadını yine dağıtmış." dedim.
"Boşanmak istiyor ne yapacağımı nereden başlayacağımı şu an düşünemiyorum." dediğimde Yusuf önce etrafa baktı.
"Tanıdığım iyi aile avukatları var güzelim. Bakarım ben." dediğinde yüzümde buruk bir gülüş belirdi. Her şeyime gocunmadan koşuyordu.
Ortam daha da sessizleşmişti. Ortada fazla insanda yoktu. Beni belimde tutup kucağına çekti. Bir dizini kendine çekip diğerini uzatmıştı. Kucağında yan bir şekilde sırtım kendisine çektiği dizine yaslıydı.
" Kucağına yuva yapacağım yakında." dedim. Gülüp burnuma dudaklarını değdirdi.
"O yuva benim kalbimde çoktan kuruldu yavrum." dedi. Gözlerim dolu dolu oldu birden. Günün getirisiydi sanırım.
"Yavrum." dedi şefkatle.
Dolu dolu baktım ona. Sevgisi, şefkati, merhameti ve aşkı bazen o kadar fazla geliyordu ki onun bu sevgisinin altında ezilmekten, onu, beni sevdiği gibi sevememekten korkuyordum.
"Yusuf, ben seni çok seviyorum." dediğimde sol gözümden bir damla yaşım süzüldü. Dudakları ile yakaladı o yaşı. Gözlerimi öptü. Daha da çok ağlamak istedim.
"O kadar güzel seviyorsun ki bir gün beni sevmekten pişman olursan diye ödüm kopuyor. Sana seni sevdiğimi hissettiremezsem diye korkuyorum." dedim.
"Seni sevmekten pişman olmak mı?" dedi iç çekerek. Elimi tutup kalbinin üzerine bastırdı.
"Seni bir araba camının arkasında ilk gördüğümde kalbime bir sancı girdi. Sonra hastanede gördüm... Sancı sızı oldu attırdı da attırdı kalbimi. Hele seni bir hastane yatağında öyle gördüğümde içimde hissettiğim öfkeyi sana nasıl anlatırım bilmiyorum." dedi ve gülümsedi.
"Amcamlara yemeğe geldiğimde sırtın bana dönüktü. Saçların değdi gözlerime ilk. Öyle upuzun salınıyordu sırtında. O an o tatlı sızı gitti ve yerini ritimler aldı ve kalbim böyle atmaya başladı." kalbine yasladı avcumu öpüp tekrar yerleştirdi sol göğsüne.
"Bak hala aynı atıyor, hep aynı atacak. Nereden biliyorsun dersen?" dedi ve şefkatle gülümseyip kendi avcunu kalbimin üzerine yerleştirdi.
"Buradan biliyorum, senin de benim gibi atan kalbinden biliyorum." dediğinde sımsıkı sarıldım ona.
"Benim güzelim, cennetimin en güzel bahçesi." dedi usul usul sevdi kollarına dökülen uzun saçlarımı.
"Daha önce bilmezdim. Hatta saçma gelirdi. Tanımadığın, bilmediğin bir insanı nasıl sevebilirsin diye düşünürdüm ara sıra. Annemin sevgisini bilirdim, babamın sevgisini, arkadaşlarım. Kardeş bildiğim tam boylar. Ama aşk..." dedi. Parmak uçlarım sakallı yüzünde geziniyordu.
" Şimdi anlıyorum, sesini duyduğumda hızlanan kalbimden, tenin tenime değdiğinde hissettiğim heyecandan, ciğerlerime dolan kokunla bulduğum huzurla anlıyorum o sevginin nasıl bir şey olduğunu. " dediğinde sol gözümden bir damla yaş düştü ellerinin üzerine.
" Yusuf." dedim kalbim ona atarken.
"Yusuf'un canı." dediğinde tekrar doldu gözlerim. Uzanıp çenesini öptüm.
"Böyle ölmek isterim, senin kucağında." dedim, durup derin bir enfes aldım.
"Sen bana Yusuf'un canı dediğinde yummak isterim gözlerimi. " dediğimde susturdu beni, dudaklarımı yüzümde gezindi.
" Bizim önümüzde kocaman bir gelecek var. Birlikte yan yana ailelerimizle mutlu olacağımız bir gelecek. Sonra, cennet seni çağırdığında söz kollarımda olacaksın bende hemen ardından geleceğim. " dedi.
" Kocaman, koskocaman bir aile." dedim gülümseyerek.
" Öyle, herkesin birbirini çok sevdiği bir aile. "dediğinde başımı salladım.
" Tam boylar da olacak mı? "dediğimde kıkırdadı.
" Yani bebeğim onlar hep bizimle olacak. "dedi. Gülüp parmaklarımı dudaklarında gezdirdim.
" İstediğimde mahpusa sokar mısın peki? " dediğimde kahkaha atıp şakağımı öptü.
" Yavrum ben ancak gözaltına aldırabilirim mahpusa mahkeme karar verir. "dedi gülerek.
" Annemin bir an önce o adamdan ayrılması lazım." dedim uzun süren bir sessizliğin ardından.
" Ben halledeceğim güzelim. " dedi. Bu konuda yardım alabileceğim tek kişi oydu. Kollarını omuzlarıma sarıp bebek kucaklar gibi kucakladı beni. İşaret parmağımı alnının saç çizgilerinden başlayarak tüm yüzünde gezdirdim.
"Rabbim özene özene yaratmış seni." dedim. Uzanıp boynunu öpüp kokladım.
"Sen." dedi parmaklarımı tutup ucunu öptüğünde.
"Peri tozları serpiştirmişler sanki. Kanatlarını bile görebiliyorum" dediğinde yüzümü göğsüne gömdüm. Peş peşe öptü başımın üzerini.
"Güzelim benim, canım, canım..." öyle güzeldi ki sevgisi öyle sahici öyle değerli... Gülmekte geliyordu kalbimden ağlamakta... Nasıl hissettirdiğini tarif edemiyordum ki...
"Hani sen bana hep Yusuf'un canı diyorsun ya sende benim canımsın Yusuf." dedim gözlerimi gözlerine emanet ederken.
"Şu kirpiklerine, çillerine, her bir telini ayrı sevdiğim saçlarına... O küçücük kalbine kurban olurum." dediğinde gözyaşım göğsüne düştü. Öptüm göğsünü, sonra kalbinin tam üzerine bastırdım dudaklarımı.
Allah'ım bu nasıl sevmekti? Nasıl sevilmekti?
"Seni seviyorum." dedim kalbine fısıldayarak.
"Biliyorum güzelim, bende seviyorum... Çok seviyorum." dediğinde uzanıp öptüm dudaklarını.
"Oynak Aden'im uyandı mı?" dediğinde kıkırdadım.
"Yok o hala uyuyor." dedim. Dudakları boynuma düştü, usulca öptü.
"Uyandıralım mı?" dediğinde geri çektim kendimi. Gülerek baktım yüzüne. Aslında benimki şaşkınlıktı. Yusuf'tan beklemediğim bu atağı görmek beni şaşırtmıştı. Gerçi adamı baştan çıkaran bendim neye şaşırıyordum ?
"Bak sen, hayırdır savcım takunya yemek istiyorsun sanırım." dedim.
Gülüp etrafa göz gezdirdi. Kimsenin göremeyeceği bir yerdeydik. Uzanıp sertçe dudaklarımı öpüp beni kumların üzerine bir anda yatırdı. Bedenini hemen yanıma üzerime doğru yatırdı.
"Özledim güzelim. "dedi. Önce yanaklarıma değdirdi dudaklarına. Usul usul gezindi tenimde. Bir eli saçlarımda diğeri karnımın üzerindeydi.
" Evlenmeden olmaz diyor oynak Aden. " dediğimde durdu ve sessiz geceyi inleten bir kahkaha attı.
" Evleniriz yavrum. "dedi ve bu sefer ağırlığını üzerime vermeden gövdesini gövdeme yasladı. Ellerimi ensesine çıkardım. Bacaklarımı aralayıp kuytuma çektim koca gövdesini. Öyle bir iki dakika izledik birbirimizi. Sonra uzanıp ben öptüm onu. Ellerim ensesinden boynuna oradan sırtına geçti.
Hızlanan nefeslerimiz bizi daha büyük bir ateşe sürüklerken elleri bacaklarımdaydı. Boynuma düşen dudaklarıyla derin bir nefes almıştım. Dişlerini acıtmadan tenime geçiriyor sonra dudaklarını bastırıyordu. Bacaklarımda olan bir elini tüm bedenimde gezdirip göğsüme yasladığında inletip istemsizce kasıklarımı kasıklarına yasladım.
"Öldüreceksin beni." dedi kulağıma fısıldayarak.
Güldüm, dudaklarımı usul usul açık gerdanımda gezinip göğüs oluğuma indi. Bir eli göğsümü diğer eli bacağımı okşarken benim bir elim ensesinde bir elim saçlarındaydı.
"Şu kokun." dedi tenimi koklarken.
"Şu kokun olmadan olmaz be yavrum." dediğinde başını tutup kendime çektim ve dudaklarına sertçe kapandım. Öpüşlerimiz gittikçe hızlanıp sertleşirken aniden yasladı bedenini bana. Kadınlığımda hissettiğim sertlikle inlerken daha sert asıldım dudaklarına. Elleri benimde daha sert geziyordu. Benim bir elim saçlarında bir elim göğsüne yaslıyken kasıklarımız birbirine yaslıydı.
"Yavrum." dedi.
Islak dudaklarının sıcak nefesi dudaklarımı okşadı. Yanaklarına yasladım ellerimi. Baş parmağımı ıslak dudaklarında gezdirdim. Başı göğsüme doğru düşerken inledi. Birkaç kere daha tekrarladığımda birden ters döndük. Şimdi onun kucağındaydım. Oturur konuma gelip beni kucağına özenle yerleştirdi. Sert kumaşın altında bile hissediyordum onu. Tepeden baktım ona. Yüzünü tutup dudaklarını öptüğümde belimi sımsıkı sarıp kucağında hareketlendirdi beni.
Dudakları tekrar gerdanımda gezinmeye başladığında başımı geriye atıp inledim. Bir elini Kalçama yaslayıp daha da kuytusuna çekti beni. Hızlanan nefesim, titreyen bedenimle kucağında salınmaya devam ettim. Dudakları göğüslerimde dolanmaya başladığında ellerimi aramıza indirip pantolonun kemerine attım. Kemeri hızla söküp attıktan sonra pantolonun düğmesini açtığım an elleri ellerimi buldu.
"Güzelim." dedi nefes nefese.
"Pantolon canımı acıttı." dedim ve pantolonun fermuarını da indirdim. Kalçasını kaldırıp bana destek oldu. Pantolonu biraz indirdikten sonra bedenimi biraz daha yukarı itip sertliğinin tam üzerine kadınlığımı denk getirdim. Aynı anda inledik. Bu sefer onun başı geriye doğru düşerken boynuna yöneldim. Kucağındaki hareketlerim daha da hızlanırken ikimizin de solukları iyice ıssızlaşan sahilde yankılanmaya başlamıştı.
"Aden." diyerek adımı inlediğinde geri çekilip titrek bir nefes aldım.
Şimdi yüz yüzeydik. Ben onun kucağında salınırken o da kendini bana sertçe bastırıp kalçalarımı sıkıp bırakıyor sonra ovalıyordu. Hissettiğim arzu soluğumu keserken bedenimin titreyişleri onun bendine karışıyordu. Dudaklarını çeneme yaslayıp kollarını belime sarıp kasıldığında bende artan titrememle dişlerimi omzuna geçirdim.
Hissettiğim arzunun sonucu olan o zevk dalgası ikimizi de aynı anda bulduğunda kucak kucağa ve nefes nefeseydik. Sıcaklığımız birbirine karışmıştı.
"Yıldırım nikahı farz oldu." dediğinde güldüm. Göğsüme düştü başı. Peş peşe öptüm onun gibi.
Soluklandık tenimizde. Ne kadar geçti bilemedik, toparlanıp yan yana uzandık kumsala. Gökyüzünü izledik, yıldızları bile saydık bir ara. Birlikte sabahladık denizin şahitliğinde. Güneş ufaktan aydınlatırken kara geceyi eve geçtik. Tenime sinen kokusuyla daldım rüyalara. Rüyalarımda haykırdım sevdamı ona. Şükrettim tanrıya... Dualar ettim...
* * *
Yorumlar