ADEN 31. BÖLÜM ZAMAN
31. ZAMAN
Zaman su gibi akıp giderken her şey yolundaydı. Dedemler bizim için kurban kesip dağıtmışlar bir süre daha kaldıktan sonra Artvin'e dönmüşlerdi. Gitmeden davette edilmiştik tabi. Annem tamamen iyileşmemin ardından diğer eve geçmişti ve boşanma davasını da açmıştı. Yusuf adliyeden bir avukat ayarlamış her adımda yanımızda olmuştu.
Yusuf ve Baran bize saldıranları bulmuş ve müebbet ile yargılanmalarını sağlamışlardı. Güneş annesi ile sorunlarını halletmiş okul için hazırlıklara başlamıştı. Kerem'de tamamen iyiydi. Saçları bile vardı artık. Emir peş peşe konserler veriyordu. Her konserine gidiyor ve onu destekliyordum. Doğu ile daha yakındım birde artık. Ona Abi diye seslenmiyordum ama biri kim olduğunu sorduğunda abim diyordum.
Şimdi Eylül ayının başında derslerimin başlamasına iki hafta kala oturmuş geçmiş konuları çalışıyor yeni ders içerikleriyle karşılaştırma yaparak ilerliyordum.
"Cennet bahçem." diyerek yanıma geldi Emir.
Evdeki boş odalardan bir tanesini sonunda istediğim gibi düzenlemiş ve küçük bir kütüphaneye çevirmiştim. Yusuf ve Emir ile oldukça eğlenerek hazırladığım bu odayı çok seviyordum.
"Canım." dedim ona dönerek.
"Hadi kalk dışarı çıkalım. Sabahın altısından beri tıkıldın buraya bebeğim." dediğinde saate baktım. Akşamın sekizi olmuştu.
"Olmuş mu o kadar ya." dedim bedenimi esneterek. Çalışmaya başladığımda aktif olarak görüştüğüm herkese derse oturacağımı ve telefonu kapatacağımı söylediğim için dikkatim hiç dağılmamıştı.
"Oldu oldu. Hatta tam boylar geldi, Güneş geldi, enişteciğim bile geldi ama ruhun duymadı." dedi.
"Hadi lan oradan." dedim ancak aynı zamanda ayaklanıp çıktım odadan. İçeri geçtiğimde gerçekten buradaydılar. Yusuf beni görünce ayaklandı koşup sarıldım sevgilime. Çok özlemiştim valla.
"Sevgilim hoş geldin." dedim.
"Hoş buldum güzelim. Sonunda aramıza karıştın." dediğinde kıkırdadım.
"Çıkalım haydi bastı valla bu ev beni." dedi Emir.
Nereye gideceğimizi bilmiyordum. Pekte umurumda değildi zaten. Aşağı indiğimizde Yusuf'un arabasına biz geçerken tam boylar Aslan'ın arabasına geçmişlerdi. O değil Yusuf arabasını harbiden vermişti Emir'e. Emir gün aşırı garaja inip arabayı seviyordu. Ehliyetini almaya az kalmıştı neyse ki.
"Sinema mı yapsak?" dedi Güneş başını aramıza uzatırken.
"Uyar bana." dedim. Yusuf başını sallayıp Aslan'ı aradı. Sinemaya gideceğimizi söyleyip kapadı.
Büyük bir alışveriş merkezine geldiğimizde ilk önce sinema katına çıktık. Beyler film seçimini bize bırakınca Güneş ile kol kola girip film afişlerini göz gezdirdik. Aynı filmde karar kılına biletlerimizi almıştık. Ancak filme daha bir saat vardı. Bir mekana geçtik.
Emir ile Güneş baş başa bir sohbete dalarken bizde Yusuf ve diğerleriyle konuşuyorduk. Küçük küçük yakınlaşmaya başlamışlardı sonunda ancak birbirlerine henüz net adımlar atmıyorlardı. Emir tam boylardan ilk başta çekse de artık çokta göze batmıyordu. Bende artık aynı ortamda olmaya alışmıştım ancak aramıza koyduğum o mesafe bakiydi. Onlarda bana saygı duyuyor kararlarıma ayak uyduruyorlardı. Gerçi her an yanımda bitiyorlardı ya neyse.
"Yok ya zaten sürekli lego alıyoruz." dedi Doğu. Üç gün sonra Kerem'in doğum günüydü ve hepimiz bir hediye krizi yaşıyorduk.
"Siz yine iyisiniz ben ilk defa hediye alacağım yavruma. Ne alayım şaştım kaldım valla." dedim oflayarak.
"Biz genelde geleceğine yatırım yapıyoruz. Oyuncak kıyafet tarzı şeyler alırdık ama büyüdü yavru aslanım lego bile istemiyor artık." dedi Aslan. Tekrardan ofladım, dönüp Yusuf'a baktım.
"Bakma öyle yavrum buluruz bir şeyler." dedi oldukça rahat bir tavırla.
Gözlerimi devirip masadakilere baktım tekrar. Dikkatimi Baran'ın sessizliği çekti. Bu sıralar oldukça sessiz ve agresifti. Parmaklarım arasında evirip çevirdiğim paketli toz şekeri fırlattım ona. Sıçrayıp bana baktı.
"Hediyeni aldın mı?" dedim. Bende böyle bir girişim beklemediği için önce şaşırdı ardından toparlanıp başını salladı.
"Hediye almadım." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Lan ilk sen alırsın. Sen bile bir şey bulamadıysan eyvahlar olsun." dedi Aslan. Baran abisine dönüp sırıtarak baktı.
"Almadım çünkü alınacak bir şey değil." dedi.
"Abi şöyle uzatmadan direk söylesen?" dedi Doğu.
"Ona bir dost sahiplendim." dediğinde merakla baktım yüzüne.
"Köpek istiyordu hep ama hastalığı elverişli değildi. Sefa amcam artık bir sorun yok deyince bende ilk iş köpek sahiplendim. Yavru daha." dedi. Kerem alabileceği en güzel hediyeyi Baran'dan alacaktı. Gözlerimi kısarak baktım ona.
"Biz ne alacağız şimdi? Oğlum bu kadar büyük oynamak niye?" dedi Aslan. Baran omuz silkti ve bakışlarını masa dikti.
"Bende Aden ile olan bir fotoğrafımızı çizip çerçeve yaptırdım. " dedi Güneş aramıza katıldığında.
"Oo siz bildiğiniz şampiyonlar liginde oynamışsınız." dedim kollarımı göğsümde bağlayıp. Ben bu çocuğa ne alacaktım arkadaş?
"Benden poster istemişti. Bende poster yaptırdım." dedi bu sefer Emir.
"Buyur buradan yak." dedi Doğu.
"Baran." dedim. Bakışları tekrar beni buldu.
"Hediye almamda yardımcı olacaksın." dedim.
Biraz eğlenmekte fayda vardı. Güneş ile lafladığımızda Baran'ın mağaza mağaza dolaşmaktan nefret ettiğini söylemişti. Anıma dolan sinsi planla derin nefes alıp geriye yaslandım. Sürünsün köpek.
"Ben mi?" dedi şaşırarak. Piç bir ifade takınıp güldüm ona ve başımı salladım.
"Abi helvanı ben yaparım." dedi Güneş gülerek.
"Yap canım, kız kardeşim benden bir şey istemiş kırk yılın başı. Helva da yap duamı da okut kabul." dedi. Keyfi yerine gelmişti.
"Bende katılayım mı?" dedi Aslan yavru köpek bakışları atarken ben bir şey demeden Baran konuştu.
"Hayır. Aden ve ben o kadar." dedi Baran. Aslan gözlerini devirdi.
"Neyse film başlayacak birazdan yarın hediye alamayanlar olarak konuşuruz." dedi Aslan. Bozulmuştu. Pek te umurumda değildi ya neyse.
Sinema salonuna geçtiğimizde Yusuf ile yan yana oturduk. Film romantik komediydi. Kollarımı koluna dolayıp başımı omzuna yaslayarak filmi izlemeye başladım. Yusuf'un sırtımdaki eli yumuşak hareketlerle boydan boya sırtımda geziyordu.
" Derslerin başlamadan tatil mi yapsak baş başa?" dedi fısıltıyla. Başımı kaldırıp baktım ona.
" Ama ders çalışmam lazım. "dedim. Çok boşlamıştım arayı kapatmam lazımdı ama onunla geçireceğim hiçbir anı kaçırmak istemiyordum.
" Yavrum orada da çalışırsın ama en fazla iki saat. "dedi tebessümle.
" Üç saatte anlaşalım. "dedim. Başını salladığında uzanıp çenesini öptüm ve tekrar filme döndüm.
Eve geri döndüğümüzde Yusuf'u bırakmamış eve çağırmıştım. O salonda otururken ben önce üzerimi değiştirmiş ve mutfağa geçmiştim. Kahve yapıyordum. Emir geldiği gibi odasına çekilmişti. Filmin yarısında uyuya kalmıştı resmen ancak şu an adım kadar emindim ki Güneş ile ya görüntülü konuşuyor ya da mesajlaşıyordu.
"Terasa geçelim mi?" dedim elimde tepsiye salonda dikilirken.
Telefonunu sehpanın üzerine bırakıp yanıma geldi. Elimdeki tepsiyi alıp beni de kolunun altına çekmişti. Terasa çıktığımızda yan yana oturduk. Kolları arasına girip başımı göğsüne yasladım.
"Şile'ye mi gideceğiz?"
"Nereyi istersen yavrum." dediğinde yüzümü gömleğinin yumuşak kumaşına sürttüm.
"Şile olsun. Özledim orayı." dedim. Başını salladı uzanıp fincanı aldı.
"Şu kahve bir sen yapınca güzel oluyor güzelim. Adliyeye mi aldırsam seni." dedi gülerek. Kıkırdadım. Kahve içmeyi pek sevmiyordu ve artık içmek istediğinde bana geliyordu. Gel de sevme adamı yani.
" Adliye çalışma alanıma girmiyor sevgilim." dedim.
"Ben senin alanına girerim o zaman." dedi nefesi yüzüme çarparken.
"Olur kabulüm." dedim yüzümü yüzüne yaklaştırırken. Burunlarımızı birbirine sürtüp alıma dudaklarını yasladı. Oradan şakağıma, şakağımdan yanağıma, çillerime ve burnuma değdi dudakları. Beni öpmeyi sevdiğini söylemiş miydim?
Göğsünden yüzüne doğru yükseldim. Dudaklarımı yüzünde gezdirip çenesinde dinlendim. Sanırım en çok çenesini öpmeyi seviyordum. Hatta dişlerimi kamaştırıyor bende bir ısırma isteği yaratıyordu. Gülüp ısırdım çenesini.
"Oynak Aden'im ortaya çıkmış." dediğinde kıkırdadım ve bir daha ısırdım. Tatildeki o yakınlaşmamızdan sonra bir daha o denli ileri gitmemiş küçük öpücüklerle sevmiştik birbirimizi.
"Yasta kendisi." dediğimde gür kahkahası gecemi şenlendirdi. Çenesini daha sert ısırdım.
"Bir beş yılı daha var bebeğim. Beş yıl sonra yası bitebilir." dediğinde gözlerimi devirdim. Bu konuda ayrı düşüyorduk.
"İyi o zaman." dedim geri çekilirken ancak izin vermedi ve belimden destekleyerek beni gövdesine yasladı. Burun burunaydık.
"Güzel yavrum benim." dedi kısık sesiyle.
Birbirimizi nasıl etkileyebileceğimizi biliyorduk artık. Gözlerine baktım, gecenin karanlığında daha da kararmıştı güzel gözleri. Elindeki fincanı alıp önümüzdeki sehpaya koydum ve uzun bir aradan sonra kucağına yerleştim. Nefesini oflayarak bırakıp başını geriye yasladığında güldüm.
"Uslu duracağım söz. Kucağında uzanmayı özledim." dedikten sonra kollarımı beline yaslayıp bacaklarımı da zar zor beline dolandım. Başımı göğsüne yaslayıp derince soldum kokusunu.
"Güzelim benim, Yusuf'un canı." derken saçlarımı seviyordu.
"Çok uzadı saçlarım kestirsem mi diye düşünüyorum?" dedim. Saçlarımdaki elleri durdu.
"Nereden çıktı kestirmek? Her teline ölürüm bu saçlarının." dediğinde göğsünü öptüm.
"Ama çok uzadılar. Ağrı yapıyor." dedim.
"Azıcık kestir o zaman. Hatta gel ben keseyim." dedi ve ne olduğunu anlayamadan ayaklandı. Düşme korkusuyla sıkı sıkı sarıldım bedenine.
"Sevgilim sen nereden biliyorsun saç kesmesini? " dedim ardından dudaklarını öptüm. Odamdaki banyoya girip beni kuvvetin köşesine oturttu.
"Bacaklarını diğer tarafa at bebeğim saçların dışarıda kalsın." dedi. Ciddi ciddi kesecekti. Heyecanla kıkırdarken baktım ona. Dolapları karıştırıyordu. Büyük ihtimalle makas arıyordu.
"Çalışma masamın çekmecesinde." dedim.
Yanıma gelip yüzüme yüzünü eğerek dudaklarımdan öptü. Geri çekileceği zaman gömleğinden tutup uzattım öpücüğünü. Zar zor ayrıldığımızda gülerek çıktı. Bende sırtım dışa dönük olacak şekilde kuvvetin köşesinde dönüp bacaklarımı küvete yasladım.
"Çok kısaltmayalım." dedi. Başımı salladım. Saçlarımı nazikçe taradı. Tarıyor, parmaklarıyla seviyor, tutam tutam öpüyordu her telini.
"Birazcık ıslatalım." dedi ve uzanıp duş başlığını aldı.
"Dur sevgilim." dedim ve oturduğum yerden kalktım.
"Ne oldu yavrum?" dediğinde ona döndüm. Büyük ihtimalle üzerim ıslanacaktı ve ben ıslak kıyafetle durmayı hiç sevmezdim.
"Üstüm ıslanmasın." dedim ve dizlerimin iki üç karış üzerinde biten çilek desenleri olan kalın askılı bol geceliğimi gözlerinin içine bakarak yavaşça çıkardım ve kapıya doğru fırlattım. Oynak Aden yine kıvamdaydı anlayacağınız.
"Siktir." dedi Yusuf.
Güldüm tepkisine. Siyah bralet takımımla karşısında kaldığımda gözleri bedenimi baştan aşağı süzdü. Tatilde hiç bikini giymediğim, mayonun üzerine genelde bir şeyler giyindiğim için beni ilk defa bu denli çıplak görüyordu.
"Ne akıl bırakıyorsun ne kalp be kızım." dedi sitemle. Kıkırdayıp ellerimi omzuna yerleştirip aramızdaki küvetin köşe çıkıntısına rağmen aramızdaki mesafeyi kapatarak göğsümü göğsüne yasladım. Yüzüne öpücükler bıraktım.
"İyi misin sevgilim.?" dedim cilveyle. Onu böyle zorlamak çok ama çok hoşuma gidiyordu.
"İnşallah." dediğinde kahkaha attım. Başımı geriye düşerken boğazıma dudaklarını bastırdı.
"İnşallah sevgilim inşallah." dedim başını çenemde kıstırırken.
Gülüp peş peşe öptü tenimi. Başını çenemin baskısından kurtarıp göğüs oluğuma derin bir öpücük kondurdu ve geri çekildi.
"Yaramaz kızım." dedi şefkatle. Tatlı tatlı sırıttım.
"Otur haydi keseyim." dediğinde sırtımı ona dönüp oturdum. Saçlarımı azıcık ıslattı. Bunu yaparken beni ıslatmamaya özen göstermişti. Daha sonra diz çöktüğünü fark ettim.
"Kesiyorum." dediğinde başımı salladım. Yavaş hareketlerle oldukça dikkatli bir şekilde kesmeye başladı saçlarımı. Keşke karşımda bir ayna falan olsaydı da görseydim yüzünü.
"Acıtmıyorum değil mi güzelim?" dedi.
"Hayır sevgilim." dediğimde devam etti kesmeye.
"Bitti." dediğinde dönüp baktım omzumun üzerinden. Ayaklanırken omzuma bir öpücük bıraktı. Yere baktığımda saçlarımın çok az bir kısmını kestiğini anladım.
"Ama hiç kesmemişsin neredeyse azıcık bu sevgilim." dedim.
"Çok bile." dedi makası ve tarağı lavabo tezgahına bırakırken. Ayaklanıp küvetten çıktım. Geceliğimi üzerime geçirip yerdeki saçlarımı toparlayıp etrafı temizlerken Yusuf kalçasını lavaboya yaslamış beni izliyordu. Etrafı toparlarken ona bakarak hayranımı söylüyordu. Bu hallerimi gülerek izliyordu.
İşimi halledip aynanın önünde durdum. Saçlarımı iki yandan savurup önüme getirdim. Yusuf hemen yanımdayken kollarının arasına girdim.
"Ellerine sağlık yiğidim maşallah elin her işe yatkın bakıyorum da." dedim. Burnumu burnuyla sevdi.
"Şimdi sen dokundun diye kuaföre de gidemeyeceğim." dedim.
"Çok zorluyorsa kestir güzelim." dedi ama istemediği çok açıktı.
" Yok kalsın böyle." dedim.
"Telefonun mu çalıyor?" dedim. Salondan telefon sesi kısık bir şekilde çalıyordu. Salona geçtiğimizde açtı telefonunu.
"Halide?" dedi şaşkınlıkla. Tabi şaşırırdı saat gecenin ikisiydi.
"Nasıl oluyor böyle bir şey Halide?" dedi öfkeyle. Ne oluyordu?
"Hayır sen bir şey yapma ben gelene kadar hiçbir şekilde müdahale etmesinler. Baran'a ulaş. Tuna İle ben görüşürüm, cezaevi müdürü bana ulaşsın hemen." dedi ve kapattı.
"Sevgilim?" dedim endişeyle. Çok öfkeli görünüyordu. Telefonunu cebine koyup yanıma geldi.
"Bu gece seninle uyumak isterdim ancak gitmem gerekiyor." dedi.
Başımı salladım işle alakalıydı büyük ihtimalle. Evden çıktığında bende etrafı toplayıp yatağıma geçtim. Yusuf'u aradığımda geri dönmemiş mesaj atmıştı. Büyük bir sorun olduğu ortadaydı ancak hiçbir şekilde ne olduğunu söylememişti. Sıkıntıyla zorda olsa uyumayı başarmıştım.
Sabah kapının çalan sesiyle uyandığımda alarma kalkamadığımı anlayınca oflayıp kalktım yataktan. Telefonumu alıp çıktım odadan. Saat on bire geliyordu. Hala çalan kapıyı açtığımda karşımda Baran vardı.
Günaydın. " dedi neşeyle. Ben ise hala uykulu gözlerle ona bakıyordum.
" Rüyanda mı gördün sabah sabah. "dedim. Kendim uyanmayınca çok huysuz oluyordum.
" Kerem'e hediye bakacaktık birlikte. "dedi. Doğru ya ben onu unuttuydum.
" Geç içeri. " dedim. O içeri geçerken bende odama geçtim. Yatağa uzanıp Yusuf'u aradım.
" Yavrum. "dedi. Sesi çok yorgun çıkıyordu.
" Günaydın sevgilim. Dur tahmin edeyim hiç uyumadın. "dediğimde nefeslenerek güldü.
" Zor bir geceydi. "dediğinde ı görmese de başımı salladım.
" Baran da seninle olur sanmıştım gece adını geçirince. "dedim.
" Geldi mi? İt başımın etini yedi yıktı tüm işi bize. "dedi.
" Yollayayım mı? "dedim.
" Yok yavrum sen oku onun canını Halide halletti onun işini." hay Halide'ye.
" Tamam sevgilim bende o iş. " dedim. Kapattığımızda hazırlanıp içeri geçtiğim de Emir ile ikisini mutfakta buldum. Baran çay yaparken Emir tost yapıyordu.
" Günaydın. "dediğimde dönüp baktılar bana.
" Günaydın çiçeğim. "dedi Emir.
" Günaydın abicim. " dedi Baran gözlerimi devirip dolaba yöneldim. Domates ve salatalık çıkarıp doğradım. Ada tezgaha yerleşip kahvaltı etmeye başladık.
" Ne yapacaksınız bugün? "dedi Emir.
" Bilmiyorum valla Aden ne derse o. "dedi Baran.
" Bilmiyorum çıkınca karar veririm. "dedim çayımdan içerken. Arkadaş bu ailenin her ferdi bu çayı neden bu kadar güzel yapıyorlardı ki.
Kahvaltı faslı bittiğinde Baran ile çıktık evden. Bugün bize ne getirirdi bilmiyordum ama Baran'ı illallah ettireceğimden emindim.
* * *
Yorumlar