ADEN 39. BÖLÜM ARSIZ
39. ARSIZ
Sabah oldukça erken bir saatte uyandığımız için tekrar uyumuştuk ancak Yusuf'un ısrarla çalan telefonu yüzünden uyandım. Başımı önce Yusuf'a çevirdim hala uyuyordu. Yataktan kalkıp içeriye geçtim. Mutfak tezgâhının üzerinde hala çalıyordu. Telefonu elime aldığımda ekranda M. Cezaevi Savcısı arıyor yazıyordu. Telefonu önemli bir şey olabilme ihtimaline karşı hızlı adımlarla Yusuf'a götürdüm. Onu uyandırıp telefonu söylediğimde kısık gözleri anında açıldı ve telefonu kaptığı gibi odadan çıktı. Arkasından baktım ve bedenimi yatağa geri bıraktım. Savcı olmak zordu...
Yatakta biraz daha pinekledikten sonra ayaklandım ve lavaboya geçtim. Oradan da salona geçtiğimde Yusuf'un hala telefonda olduğunu gördüm. Bakışlarını bana çevirdiğinde gülümsedi. Ona öpücük atıp mutfağa geçtim. Anlaşılan uzun sürecek bir telefon görüşmesiydi. Kahvaltı hazırlamaya başladım. Kısa sürede masayı hazırladım, çay demlenene kadar da omlet ve kızartma yaptım. Yaklaşık kırk beş dakikadır mutfaktaydım ve Yusuf hala telefondaydı. Son birkaç gündür çok uzun konuşmalar yapması dikkatimi çekse de alanı ağır ceza hukukuydu. Bu denli yoğun olması çok normaldi.
"Tamam sayın savcım. Baran ve Halide ilgilenecekler." diyerek mutfağa geldi. Başımı kaldırıp ona baktım. Alnını ovalıyordu.
"Anladım sayın savcım, iyi günler." dedi ve telefonu kapattı. Derin bir oflamayla nefesini dışarıya bıraktı.
"Günaydın sevgilim." dediğimde bakışlarını bana çevirdi. Uzun adımlarla yanıma gelip dudaklarıma sert bir öpücük bırakıp geri çekildi.
"Günüm şimdi aydı." dediğinde gülümsedim.
"Haydi geç sevgilim." dedim ve ocaktan çaydanlığı alıp masaya yöneldim. Ona demli kendime açık çay koyup yerime yerleştim.
"İşlerin bu ara baya yoğunlaştı." dedim. Omletinden bir parça yerken başını salladı.
"Öyle sevgilim. Ülkede it bitmiyor ki. Pire gibi durmadan ürüyorlar." dediğinde başımı salladım.
"Neyse akşam döneceğiz zaten bu konuları konuşmayalım." dedi ve uzanıp elimdeki ekmek parçasını dişleriyle çekip aldı.
Kahvaltı yaptıktan sonra masayı el birliğiyle topladık ve üzerimize giyinip yürüyüş yapmaya çıktık. Ormanın içinde el ele sohbet ederek yürümek sanırım onunla yapmayı en sevdiğim aktivitelerden bir tanesiydi.
"Haydar abiyle Filiz ablanın arasında bir şeyler mı var bana mı öyle geldi?" dedi Yusuf, yolda olan bakışlarını bana çevirirken.
"Vallahi bende bilmiyorum sevgilim ama o enerjiyi alıyoruz." dediğimde güldü. Bakışlarımı ona çevirdim.
"Haydi bakalım. Ben bir sorgulatayım damat adayını." dediğinde kıkırdadım.
"Sorgulat bakalım." dedim ona destek çıkarak.
Yürüyüşümüzü tamamladıktan sonra eve geri geçtik. Akşam geç saatte şehre geri döneceğimiz için tüm günü dolu dolu geçirmek istiyorduk. Yusuf eve varır varmaz duşa girince bende sinema izleriz düşüncesiyle bir şeyler hazırlayıp televizyonundan film aramaya başladım. O sıra çalan telefonum tüm dikkatimi dağıttı.
"Yavru." dedim. Arayan Güneş'ti.
"Aden ayyy." dedi. Sesi o kadar heyecanlı çıkıyordu ki bende heyecanlandım.
"Ne oldu kızım?" dedim.
"Emir ile artık gerçek anlamda sevgiliyiz." dediğinde derin bir oh çekip gülerek koltuğa yaslandım.
"Hayırlı olsun yenge." dediğimde kıkırdadı.
"Bana yenge değil Emir'e enişte diyeceksin." dediğinde kahkaha attım.
"Bakarız." dedim gülmelerimin arasında. Elbette ona görümce olacaktım.
"Neyse ilk sana söylemem lazımdı o yüzden aradım. Yarın kızlar gecesi yapalım. Sizi öpüyorum. " dedi.
"Tamam bebeğim. Yarın görüşürüz."
"Kim kimin yengesi?" diyerek başımda belirdi Yusuf birden. Başımı arkama çevirip ona baktığımda ıslak saçından bir damla dudaklarıma damladı. Gözleri o damlayı takip etti ve uzanıp dudaklarıyla damlayı dağılmadan emdi.
"Yenge meselesi?" dedi.
"Bizimkiler sonunda sevgililiğe adım atmışlar." dediğimde ilk başta kaşları çatılsa da sonradan düzeldi.
"Emir'i de bir yoklayayım." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Yok artık. Emir benim kardeşim." dedim.
"Güneş'te benim kardeşim sayılır." dediğinde kaşlarım daha da çatıldı.
"Yani?" dedim. Kıkırdayıp elleriyle yanaklarımı kavradı.
"Damat damattır."
"İyi madem bende seni sorgulayacak birini bulurum nasıl olsa." dedim ve önüme döndüm. Başımın tepesine bir öpücük bıraktı ve ıslık çalarak odaya geçti. Geri geldiğinde bedenini hemen yanıma bırakıp beni de kolları arasına çekti.
"Kız tarafı olmamam lazım sanırım." dediğinde başımı ona çevirdim.
"Enişte kategorisindesin sevgilim. Yani evet erkek tarafı olmak sana daha çok yakışır. Emir'e yeterince çelme takacak insanlar olacak tam boylar onu çiğ çiğ yemeye başlayacaklar ciddileştikleri için. Emir'i elbette tek başıma onlara karşı korurum ama sende destek olmalısın kardeşime. Hepsi senden çekiniyor Bizim kahramanımız olmalısın. " dediğimde dudağında sıcak, samimi bir tebessüm belirdi.
"Size kurban olurum ben." dedi ve dudaklarını alnıma bastırdı.
"Emir bugünden itibaren benim kanatlarım altında." dediğinde istemsizce kıkırdadım.
"Aferin koçum, aferin yiğidim." dedim.
izlediğimiz film gayet hararetliydi ve biz pür dikkat filmi izliyorduk. Ara sıra çerezlerden yiyorduk. Yusuf koltukta dümdüz uzanmış bende bende onun üstündeydim.
"Bu filmi ilk defa mı izliyorsun?" diye sorduğunda çenemi göğsüne yaslayıp mavilerimi kara gözlerine çevirdim.
"Hayır sevgilim. Afişi ve konusu dikkatimi çekince açayım dedim. Sen izledin mi?" dediğimde başını salladı. Filme geri odaklandık. Avucuma biraz çerez alıp yemeye başladım. Bir ona uzatıyor bir kendim yiyordum ki yediğim son çerez boğazımda kaldı. Hacı savaş filminde bu sahnenin işi ne? O değil iki saatlik filmin sonuna böyle sahne ne alakaydı arkadaş.
"Sen böyle filmler mi izliyorsun?" diye doğruldum aniden. Film gayet erotizmden uzak ilerlerken birden çıkan sevişme sahnesiyle neye uğradığımı şaşırmıştım. Asıl şaşırdığım şey ise Yusuf'un bu filmi daha önce izlemiş olmasıydı.
"E yavrum insanlar aksiyon gerilim yazmışlar ben ne yapayım?" dediğinde elimi göğsüne vurdum. Televizyondan yükselen inleme sesleri yanaklarımı kırmızıya boğarken başımı boynuna sakladım.
"Bu utangaç haller oynak Aden'ime yakışmıyor." dedi.
"Ama..." dedim ve sustum. Tamam bende çok arsızdım ama izlemek duymak farklıydı yani.
"Pişt." dedi ve elleri bedenimde tahrik edici bir yavaşlıkla dolanmaya başladı. Sınırları sadece belimle kısıtlıydı ancak onun bana her temasında hissettiğim duygular çok yoğundu.
"Bazen diyorum götür şu kızı bas nikahı." dediğinde utangaçlık bir anda kayboldu ve kıkırdadım.
"Bana kalsa çoktan koynundaydım da neyse." dediğimde derin bir nefes bıraktı.
"Hoş geldin güzel kızım." dediğinde güldüm. Filmin malum sahnesi geçtiğinde uzandığım yerden doğruldum ve tam olarak kucağına yayılarak oturdum.
"Yusuf Bey izin verseniz müessesemiz sizi çok iyi ağırlayacak ama sizde ki naz bende yok." dediğimde büyük bir kahkaha attı.
"Annem ağırdan sat kendini dedi. " dediğinde bu kez gülen ben oldum. Uzanıp dudaklarına kısa bir öpücük verip geri çekildim.
"Göster ama elletme de dedi mi?" diye sorduğumda göğsü sarsılarak güldü.
"Dedi dedi. Hatta takozlama dalarım sana bile dedi." dediğinde ikimizde güldük. Uzanıp bir kez daha dokundum dudaklarına. Ellerini belime satıp beni kendisine çekti. Dudaklarım dudaklarından kayıp çenesiyle bütünleşti. Oradan küçük öpücüklerle boynuma geçtim. Büyük, baskılı öpücükler bıraktım.
" Filmi bitir." dediğinde o görmese de gözlerimi devirip derisine dişlerimi geçirdim. İnlemesiyle sırıtıp ısırdığım yeri yatıştırırcasına emdim. Geri çekilip ellerimi göğsüne yasladım. Göz bebekleri büyüyüp irislerini karartmıştı.
"Gerçekten mezun olmamı mı bekleyeceğiz?" dedim. Başını usulca salladı.
"Bence gerek yok evli bir kadın olarak okuyabilirim." dediğimde şefkatle gülümsedi.
"Senin bu libidoyu ne yapacağız sevgilim?" dediğinde kaşlarımı çattım ve kucağında kendimi bastırarak sertçe ileri geri hareket ettim.
"Asıl seninkini ne yapacağız?" dedim.
Bir elini kalçama atıp beni karnına doğru çekmeye çalışsa da izin vermedim ve dizlerimin üzerinde biraz doğrulup kucağına oturdum.
"Evlenince görüşürüz." dedi. Beni böyle zorlamayı çok seviyordu. Sinirle kucağından gerileyip dizlerinin üstüne oturdum ve onun doğrulmasına izin vermeden avcumu kasıklarına bastırdım. İnleyişi yüzümde memnun bir sırıtış yarattı.
"Aden!" dedi boğuk sesiyle.
Ellerim sertçe onu kavramadan üzerinde hareket etmeye başladı. Uzandığı yerden doğrulmaya çalışınca kucağına doğru kaydım ancak elimi çekmedim. Oturur pozisyona geldiğinde boştaki elimi ensesine yaslayıp dudaklarına yapıştım. Birbirimizi sertçe öpmeye başladık.
"Sen çok fenasın." omzumu silktim.
"Bir sana bu fenalığım sevgilim. Birbirimizi sevmeliyiz öyle değil mi?" dedim ve ardından elimi aramızdan çekip aniden eşofmanının içine soktum.
"Aden." dedi kızar gibi yüksek sesle ancak oralı olmadım ve dudaklarımı boynuna yasladım. Bir eli onu okşayan elimin bileğinde diğer eli saçlarımdaydı. Beni kendisinden uzaklaştırmak istiyordu ancak buna izin vermiyordum. Sevgiliydik, birbirimizi seviyorduk ve bence birbirimize dokunarak sevmemiz çok normaldi. Ancak aşık olduğum adam tam bir gelenekçiydi.
"Aden." diye inledi.
"Siktir." diye küfrettiğinde kahkaha atıp boynundan geri çekildim.
"Sevgilim." dedim onu sertçe sıvazlayıp okşarken.
"Bu ilişkinin arsızı ben olduğuma göre." Derinden inlemesi beni memnuniyete boğarken gözlerini kapatıp başına arkaya attı.
"Sen beni sevmesen de ben her fırsatta seni seveceğim, çok seveceğim hem de." dedim ve ritmimi arttırdım. Başını kaldırıp bana baktı ve ellerini birden belime sarıp bizi ters düz etti. Daha demin onun uzandığı yerde şimdi ben uzanıyordum. Onu okşayan elimi anın verdiği şaşkınlıkla uzaklaştırdı ve aynı hızla dudaklarıma yapıştı. Bir bacağımı koltuğun sırtına yaslayıp kendisine yer açtı ve bacaklarımın arasına yerleşip kasıklarımızı sertçe birbirine yasladı.
"En son Assos'ta sevdik birbirimizi. Özlemedin mi beni?" dedim nazlı nazlı. Konuşmadan gözlerimin içine baktı ve oldukça büyümüş ve sertleşmiş erkekliğini kasıklarıma sertçe yasladı ve üzerime eğildi. Dudaklarını önce boynuma yasladı ve kulağıma nefesini vererek konuşmaya başladı.
" Öyle bir şeysin ki her seferinde verdiğim sözler ettiğim yeminler yerle bir ediyor beni. Artık karşı da koyamamak beni çok sinirlendiriyor." dedi. Gülümseyip bacaklarımı beline sarıp kalçamı sertçe kaldırıp kasıklarımızı birbiri üzerinde kaymasını sağladım.
" Evlenmeden olmaz diyorsun. Evlenelim o zaman. "dedim. Dudaklarını yanağımdan alnıma kaydırdı. Ellerim omuzlarından sırtına doğru kaydı ve elimi yine aramıza sokup ona baktım.
" Hayır. "dediğinde kaşlarımı çattım.
" Yeter sevgilim. "dediğinde ona dil çıkardım. Uslu değildim ve olmayacaktım.
" Aden hayır dedim. "
" Tecavüz eden var diye de bağır tam olsun sevgilim. " dediğimde kaşlarını çatarak güldü ve avcunu kadınlığıma sertçe yasladı.
"Yusuf Toral'dan beklenilmeyen hareketler. Gerçi en son geçen hafta denize geldiğimizde çok cesurdun."
"Ben hep cesurum yavrum. Sana kıyamadığımdan." dediğinde yumuş yumuş olup tatlı tatlı gülümsedim.
"Bana kıysana sevgilim." dediğimde derin bir nefes alıp bana dokundu.
"Bana bunlarla gel..." dedim. İlk birkaç saniye hiç ses çıkmadı ve ardından Yusuf'un kıkırtısı kulaklarıma doldu.
"Allah'ın sen beni neyle sınıyorsun." diye kendi kendisine mırıldanıyordu. Kendimi avucuna doğru ittim.
"Yusuf." dedim nazlı nazlı.
"Yusuf'un canı." dedi bu anda bile.
"Sevişelim mi?" dediğimde ağırca yutkundu.
"Ben seninle ne yapacağım?"
"Seveceksin sevgilim çok seveceksin." dedim ve bir kez daha dudaklarına yapıştım.
Yusuf'ta artık kendini bıraktığında birbirimizi tüketmeye başladık. Ellerimiz hiç durmadan birbirimizi okşarken dudaklarımız birbirinden hiç kopmuyordu. Nefes nefese ayrıldığımızda ellerimiz hala bedenlerimizin üzerindeydi. Nefeslerini daha da sıklaşırken bakışlarımızı bir an olsun ayırmadık.
"Aden." diyerek adımı inledi.
Uzanıp öptüm çenesini. Oradan boynuna ulaştım. Beni seven ellerinin arasında tir tir titriyordum. Onun her zaman ayarlarıyla oynuyordum ve bu çok hoşuma gidiyordu. Koca cüssesini üzerime bıraktı. Parmaklarımı saçlarının arasına yerleştirip usul usul saçlarını sevdim.
"İyi misin?" dedim.
"İyiyim, sen?" dediğinde güldüm.
"İyiyim sevgilim. Nasıl iyi olmam yine ayarlarınla oynadım." dediğimde uzanıp kolumu ısırdı.
"Yaa, acıdı." diye nazlandığımda gülüp ısırdığı yeri öptü.
"Haydi kalk." dedi üzerimden kalkıp ellerimden tutarken.
"Temizlenelim yavrum." dediğinde başımı sallayıp ayaklandım. Ben banyoya o odaya doğru giderken çalan kapıyla bir an durup birbirimize baktık. Kapı tekrar çaldığında kulağıma ulaşan sesle gözlerim büyüdü.
"Abi gitmişlerdir belki." diyen Güneş ile hızla Yusuf'a yöneldim.
"Araba burada kızım nereye gitmesi?" dedi Aslan geriden gelen sesiyle.
"Odaya geç üzerini değiştir." dedim. Bana bakarken onu odaya doğru itekledim. Üzerime çeki düzen verip kapıya yöneldim ve açmadan önce derin bir nefes alıp verdim. Kapıyı açtığımda en önde Emir ve Güneş hemen arkalarında ise tam boylar vardı.
Emir ve Güneş özür dileyen bakışlarla bize bakarken tam boylar yüzlerinde geniş bir sırıtmayla duruyorlardı.
* * *
Yorumlar